Embed

Yeşim KOPAN Röportajı

Yeşim KOPAN Röportajı

mi:

 

Seslendirmenlik bir sanat mıdır sizce?


Yeşim KOPAN: Öncelikle son yıllarda kullanılmakta olan "seslendirmenlik" ifadesini çok sevmediğimi söylemeliyim. Ve evet yaptığımız iş bir sanat. Bizler sesimizi kullanarak bir karakter yaratır ya da bir başka oyuncunun-yerli ya da yabancı- yarattığı karakteri Türk seyirci için dilimizde seslendiririz. Ülkemizde filmlerin sesli çekilmediği yıllarda pekçok oyuncunun başkaları tarafından seslendirildiğini hatırlarsak mesleğimizin sektör için ne denli önemli olduğu daha iyi anlaşılacaktır. Kaldı ki bugün sesli çekilen işlerde bile bazı karakterler seslendirme konusunda yetkin özel sesler tarafından seslendirilmektedir. Evet bizler "Seslendirme Sanatçısı"yız.


Medya Alemi: Seslendirme yaparken nelere dikkat ediyorsunuz? Seslendirmede önemli olan ne? Püf noktaları hakkında bilgilendirir misiniz?

Yeşim KOPAN: Seslendirme yapmak yalnızca mikrofon karşısında konuşmak değildir. En basit haliyle: Yabancı bir oyuncuyu ya da düzgün konuşmamış Türk bir oyuncuyu kulaklığınızdan dinlerken elinizdeki tekstten okuyarak onunla aynı zamanda ve doğru duygu, doğru ton, doğru tavırla konuşmalı sözünüzü onunla aynı zamanda bitirmelisiniz. Seyirciyi sizin gerçekten o kişinin sesi olduğunuza ikna edebildiğiniz oranda başarılısınız demektir. Yani püf noktası, bu başarıyı gösterecek kadar çok süre ve suple (esneklik) sahibi olmaktır.

Medya Alemi: İyi bir seslendirmen, iyi bir radyo ve televizyon programcısı mıdır aynı zamanda?

Yeşim KOPAN: İyi bir seslendirme sanatçısı olmakla programcı olmak oldukça farklı işler. Zaman zaman aynı anda iki alanda da başarılı olan kişiler olmuştur, olacaktır ama bu durum istisnadır. Çünkü iki alanın mikrofon karşısında düzgün ve gerektiği gibi konuşmak dışında pek ortak bir yönü yok bence. Seslendirme yaparken siz kendinizi bile konuşsanız bir başka kişilikteki bir oyun kişisini konuşmu
ş olursunuz. Stüdyoya girer yönetmenin yönergeleri ile konuşur çıkarsınız. Oysa programcılık sizden çok fazla donanım ister, hazırlık ister. Televizyonda görüntü size avantaj sağlar ama radyoda sesinizden başka birşeyiniz yoktur. Bu nedenle de radyo programcılığı gerçek er meydanıdır bence...Sadece sesinizle resim yaptığınız, dinleyicinin imgeleminde bir dünya yarattığınız özel bir iştir. Tam da bu yüzden bu işi yapma fırsatı yakalayanların sorumluluğu ağırdır, ağzına geleni söyleyemez, söylememelidir.


Medya Alemi : Kariyerinizden bahseder misiniz biraz da?... Seslendirdiğiniz eser ve şahıslar hakkında bilgi alalım sizden...

Yeşim KOPAN: 11 yaşımda ilk seslendirmemi yaptığımda televizyon siyah-beyazdı. Yani çok uzun bir zamandır mikrofon karşısındayım. TRT de "Hayata Dönüş" adlı dizi filmde bölüm başrolü olan erkek çocuğu konuşarak başladığım seslendirme hayatımda uzun yıllar erkek çocuk konuştum. Aynı yıllarda Ankara Radyosu "Çocuk Saati" kadrosuna dahil oldum ve çok sayıda "Okul Radyosu", "Arkası Yarın", "Radyo Tiyatrosu", "Çocuk Bahçesi"nde değişik roller seslendirdim. Zülal Aytüre' nin hazırladığı ve birlikte sunduğumuz "Çocukların Evreni" programıyla TRT'nin ilk çocuk sunucusu oldum, Arı Maya ve Şeker Kız Candy seslendirdiğim en bilinen çizgi karakterler. TRT Televizyonu çocuk programları için birçok projede gerek sunucu,oyuncu, kukla oynatıcı gerekse de metin yazarı olarak görev aldım. "Uykudan Önce" kuşağının Zeynep kuklasını oynattım ve seslendirdim. 

Lise son sınıfta Salih Kalyon'un kurduğu AÇT (Ankara Çocuk Tiyatrosu) kadrosuna dahil oldum. Daha sonra başka tiyatrolarda da çalıştım. Üniversite de okurken de seslendirme, oyunculuk, sunuculuk çalışmalarım aralıksız sürdü. Bu dönemde Türkiyenin ilk animasyon gruplarından birinde yer aldım ayrıca Derya Baykal'ın yönetmenliğini yaptığı Hürriyet Çocuk Kulübü gösterilerinde başrolü oynadım. TRT'nin açtığı spiker sınavını kazanıp binlerce kişi arasından Ankara Radyosu'na girme hakkını kazanınca 20 yıl aralıksız TRT Ankara, İstanbul radyo ve televizyonlarında çalıştım, geçici görevle bölge radyolarında bulundum. Pekçok program hazırladım ve sundum. Bunlara koşut olarak diksiyon, fonetik, etkili iletişim, oyunculuk konularında yüzlerce öğrenci yetiştirdim. Bugün tanıdığınız bazı isimlerin hocası oldum. 
Son altı yıldır sevgili dostum Volkan Severcan'ın davetiyle İmaj Stüdyolarında seslendirme yönetmeni ve konuşmacı ola
rak çalışmaya devam ediyorum. Phineas& Ferb, İyi Şanslar Charlie, Orman Kavşağı, Miki Fare'nin Klüp Evi gibi çocuk dizileri ile Nat- Geo belgesellerinde hem seslendirme yönetmenliği yapıyor hem de konuşuyorum. En son konuştuğum sinema filmi ise "Alice Harikalar Diyarında". Orada "Door mouse" karakterini seslendirdim. Ayrıca dizi filmlerde rol alıyorum. Örneğin "Aşk ve Ceza" 'da Nuriş karakterini canlandırdım... İnsanın 40 yıllık meslek hayatını özetlemesi pek kolay olmuyor, arada atladığım birşeyler mutlaka olmuştur ama bu kadarı sanırım bir fikir verir...



Medya Alemi: Bu işe yönlenmek isteyenlere ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersiniz?

Yeşim KOPAN: Bu iş kursla dersle değil izleyerek ve deneyerek -daha iyi- öğrenilir. Öncelikle iyi derecede Türkçe bilmek, suple, yetenek ve bu iş benim mesleğim demek gerekiyor. Hobi olarak görülecek birşey değil. Ve eğer başka bir mesleğiniz varsa onu yapın... Yok, oyunculuk eğitimi aldınız ve bu alanda da kendinizi geliştirmek istiyorsanız o zaman önünüzde uzun ve zorlu bir yol var...Bol bol izleyin, bir stüdyoda mikrofon şansı verilirse deneyin. Oldum demeniz uzun yıllar alacaktır. Kolay gelsin...

Medya Alemi : Sizi biraz da günlük hayatınızla tanıyabilir miyiz Yeşim Hanım?..

Yeşim KOPAN: Hayatımın büyük bölümü çalışmaya ayrılmış durumda. Haftada üç- dört gün stüdyodayım. Diğer günler de ya dersim olur ya da varsa setim. Güne erken başlarım sabah 07.00-07.30 kalkış, kedilerimi besler, bakımını yapar sonra çiçeklerimin sularım ardından hazırlanıp çıkarım. Genellikle kahvaltımı kitabımı okuyarak vapurda yapar 09.30 da Beşiktaş'taki İmaj stüdyolarına gelirim. kayıtlar saat 10.00 da başlar ve bazen gece 22.00 ye kadar çalışırım. Eve döndüğümde de birgün sonrası için yemek yapar ortalığı toplar ancak herşey tamam olunca yatarım. Sanırım biraz mükemmelliyetçiyim...Hafta sonları eğer çalışmıyorsam, ailemle ve dostlarımla olma fırsatı yakalamışsam ya da kitap okuyabiliyorsam değmeyin keyfime.....

Medya Alemi: Son olarak medya alemi hakkındaki düşüncelerinizi paylaşır mısınız?

Yeşim KOPAN: Bu konu sanırım soruların en zoru... Ben "Basın Kartı" sahibiyim ve örneğin yazılı basında haber hakkı kavramının pek de karşılığı olmayan davranışlar görünce bir basın mensubu olarak üzülüyor hatta kızıyorum. Beni insanların mesleki başarıları ya da başarısızlıkları ilgilendirir ama vücut ölçüleri, kimle nerde gezdikleri, ne yiyip içtikleri hiç ama hiç ilgilendirmez. Keza televizyonlarda da benzer anlayışla yapılan programları izlemiyor ve anlamıyorum. Radyolarda ise durum daha tuhaf... Herkes DJ, herkes programcı, spiker...Hani diyorlar ya "ağzı olan konuşuyor" diye, gerçekten öyle...Tabi ki mesleğinin hakkını veren ve benimde zevk
le dinlediğim programcı, sunucu, spiker ve DJ'leri tenzih ederim. Bu iş bana göre çok önemli ve özel. Canlı yayındaysanız hata hakkınız neredeyse hiç yok. Sizi kurtaracak müzik, cıngıl dışında hiçbirşey yok...Zor iş..


Mesleğini severek, başarıyla yapan, kişilik haklarına saygılı, kendini sürekli yenileyen ve geliştiren, hayatımıza birşeyler katan tüm medya mensuplarına selam olsun...


Röportaj: Özcan BEYLAN
Medya Alemi.com

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !