« Önceki | Sonraki »

19/11/2006

Yekta Kopan

 http://img2.blogcu.com/images/s/e/s/seslendirme/y.kopan.jpg

Yekta Kopan 1968’de doğdu. Öğrenim hayatı Ankara’da geçti. Hacettepe Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezun oldu.

Öyküleri Hayalet Gemi dergisinde yayınlandı. altZine.net’de internet ortamına yönelik edebiyat çalışmaları yapıyor. Sayısal yayınevi altKitap.com’un kurucuları arasında. Sinema dergisi Altyazı’da eleştiriler yazıyor. Öykü üstüne metinler yazdığı Eşik Cini dergisinin aynı zamanda yayın kurulunda da bulunuyor. Öyküleri, denemeleri çeşitli dergilerde, seçkilerde ve antolojilerde yayınlanıyor. Radyo ve televizyon programcılığı yapıyor.

1974 yılında başladığı seslendirme çalışmalarını aralıksız sürdürdü. Bu süre içinde yerli-yabancı filmlerde, televizyon dizilerinde, radyo programlarında, televizyon programlarında, reklâmlarda çok sayıda çalışmada bulundu.

Fildişi Karası, Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri ve Yedi Derste Vicdan Muhasebesi adlı öykü kitaplarıve İçimde Kim Var adlı romanı Can Yayınları tarafından yayınlandı. altkitap.com’da yayınlanan e-kitabı Daha Önce Tanışmış mıydık? adını taşıyor. Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri 2002 yılında Sait Faik Hikâye Armağanına değer görüldü. Kısa öykülerden oluşan kitabı Kara Kedinin Gölgesi 2005 sonunda yayınlandı. 2006’da İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali bünyesinde Tiyatro DOT tarafından sahnelenen ve bir Bülent Erkmen projesi olan İki Kişilik Bir Oyun’un metnini yazdı.

 

 

 

Bu ses çok tanıdık...

Bu ses çok tanıdık...

Kuzen Balki, Jim Carrey, Michael J. Fox, Obi Van Kenobi. Bu dört farklı ismi ortak bir noktada buluşturan tek bir şey var; o da sesleri! Yekta Kopan bu isimlere Türkçe'de yeniden hayat veren bir seslendirmeci, TV programcısı, sunucu ve aynı zamanda ödüllü bir yazar

 

 

AYÇA ŞEN

 

Herkesin kurgusu kendine...
Seslendirmeci, yazar, televizyon programı yapımcı ve sunucusu Yekta Kopan, hayatı kurguya benzetiyor. Ama bu kurgu kadercilikle ilintili değil
Utanarak belirtmeliyim ki hayatımda ilk kez geçen hafta Yaşar Kemal okudum ve tabii çok etkilendim. Anneme "Şimdiye kadar ben ne okumuşum ki?" dediğimde hiç Yaşar Kemal okumadığıma inanamayıp "Yamyamlar bile kendi dillerine çevirip okudu; ayıp be; bu kadar da duyarsız yaşanmaz ki," dedi. Hemen çok utandım ve kültür dağarcığımı geliştirmek üzere internette entel sitelerini dolaşmaya başladım. Dolaşırken çok sıkıldım. Birtakım anlatımları ve bilmediğim kelimeleri ezberlemeye çalıştım ve hemen unuttum. En entel sitelerden birinde (altzie.com) Yekta Kopan'ın resmini ve yazısını gördüm, şaşırdım. Yekta; bildiğimiz, hani seslendirmeci, NTV'de her gün karşılaştığımız Yekta. Meğer Yekta eni konu bir yazarmış. İçim sıkıldı; hak etmediğim biçimde etrafımdaki herkes okur yazar.

Aslında anlamalıydım; Yekta ile aynı bölümde TV programlarını hazırlıyoruz. O hafta içi her akşam 18:00'de NTV'de Gece Gündüz diye bir program yapıyor. Bir gün bir kadınla, bir konuyla ilgili röportaja gideceğim vakit Yekta da oradaydı ve sıkı bir dedikodu markajına aldık kadını. Ona "Çok can sıkıcı bir röportaj olacak. Ben ne desem bilmiyorum. Kadın ilk sıkıştığı yerde konuyla hiç alakası olmasa da hemen halkın yanında, Atatürk ilke ve inkılaplarını savunan biri olacak," dediğimde Yekta'nın ilk kez çok komik biri olduğunu anladım. Hemen bu tip insan taklidi yaparak konuyu nasıl da sevgiye, hoşgörüye bağladıklarını, sen ne dersen de o bölümde prim yapacakları için sonunda senin de o sinirle hapislere kadar düşebileceğini (cinayetten) anlattı. Hissedip de isimlendiremediğim şeyleri o kadar komik taklit ediyor ve öyle gıcır gıcır detaylara giriyordu ki, bir örneğine de Goethe'de rastladığıma yemin edebilirim.

 http://img2.blogcu.com/images/s/e/s/seslendirme/yekta.jpg

 Yekta'nın taklitlerini ve karakter analizlerini seyredip gördükten sonra röportaja gittim. Röportaj sırasında kadın, Yekta'nın mimik ve laflarının tıpa tıp 'ayyynısını' yapınca asabım bozuldu ve yüzüne baka baka ve yüzümü gere gere gülme krizine girdim. Ve tabii Yekta Kopan'ı NTV koridorlarında her görüşümde yakasına yapışarak sosyolojik, psikolojik ve edebi taklitler yaptırmak için çanak tuttum. Sonra da bir koşu 'pop kornumu' alıp karşısına geçip kahkahalarla seyre koyuldum. Bir süre sonra bütün saygınlığım yok oldu ve benimle insan gibi sohbet edilemeyeceğini anladığı için koridorda yolunu değiştirmeye başladı. Konuya da "Cahil ile sohbet edeceğine arif ile taş taşı," diyerek açıklık getirdi.
Yekta Kopan Ankaralı. 37 yaşında. Hacettepe'de işletme okumuş ve çocukluğundan beri seslendirme yapıyor. Hepimiz onu Kuzen Balki olarak tanıyoruz. Ayrıca 'Cim Keri', 'Maykıl Ci Foks', 'Edvırt Norton' ve bir de 'Star Vors'ta Obi Van Kenobi'yi seslendirmiş. "'Ceday' yetiştiren biri nasıl olur da çocuk sesiyle seslendirilir?" deyince "Bazen gurular da çocuk sesli olabiliyor kuzen Ayça," dedi.

Çocukken Ankara'da TRT'de babası tiyatrocu olduğu için seslendirme yapmaya başlamış. Dört-beş yaşlarında başladığı seslendirme işi, yedi-se-kizine geldiğinde bilfiil, profesyonel hal almış. Yazı işini sorunca "Kendimi bildim bileli hep yazardım. Aslında seslendirme ve televizyon programcılığını da çok seviyorum ama ileride sadece yazı yazabilirim," dedi. Can Kitapları'ndan çıkan Aşk Mutfağından Yalnızlık Tarifleri kitabı Sait Faik Hikâye ödülü getirmiş ona. Bunun dışında Fildişi Karası, Yedi Derste Vicdan Muhasebesi ve İçimde Kim Var? diye de kitapları var. Ama dediğine göre yazmış olmak için yazmazmış. Birçok yazdığını sonradan harcayabilirmiş. Atarmış, silermiş, yırtarmış. Gidene ağlama gibi bir huyu yokmuş yani.
"İnsanlar tek bir iş yapmanı istiyor. Çünkü seni eleştirecek konu tek olursa daha rahat ediyorlar. Yani sınıflandırmak istiyorlar. 'Seslendirmecilikle yazarlık aynı anda yapılır mı hiç?' diyorlar. Birçok işi bir arada yapmak beni besliyor. Her birinden farklı bir şey alıyorsun. Seslendirme yaparken başka birinin yerine geçiyorum, oysa kitap yazarken kendi düşünce dünyama giriyorum. Yazı, kişiliğimin bir parçası. Birçok iş yapmak, değeri küçültüyor gibi duruyor," deyince "Hmm, kendin hakkında çok  düşünmüşsün," dedim, hemen keskin keskin bakarak "Hayır efendim, kendim hakkında çok düşünen biri olsaydım daha parlardım, kendimi ön plana çıkarmaya çalışırdım. Yapılan işleri kimin yaptığı değil, yapılan işler daha mühimdir benim için," dedi.
"Peki bu Gece Gündüz durumu nasıl oldu?"
"Zaten iki senedir NTV'de bu programın bantlarını okuyordum. Sonra bir gün beni yöneticiler çağırdı ve 'Artık güzelliğiyle ön planda olan biriyle değil de daha içeriğe yönelik işler yapmak istiyoruz,' dediler. Yani çirkin birine programı yaptıracaklarmış gibi durdu; tamam, ben geldim, buyrun, ben çirkin, dedim."
Seslendirme yapmaktan, esprileri de dublaj gibi duruyor. Sanki çeviri Türkçesi gibi. Yani Yekta konuşurken yabancı bir komedi seyrediyor gibi oluyor insan. Sanki 30 yıldır Amerika'da zenci mahallesinde yaşayan ve zencileşmiş bir Türk'e rastlamışsınız gibi. Kitaplarında kurguya çok önem veriyor ve bu, en sevdiği şey. Hayatın da bir kurgu olduğunu söylüyor. Kaderci ve inançlı bir kurgu değil de, herkesin kendi kurgusunun kendine; ne gelirse olduğu gibi yaşayanların, kurgulananları yaşadıklarını düşünüyor anlamına geliyor olmalı. Kendi altlarını temizlemekten yoksun leş gibi bilinçaltlarımızın erdemsel ayıplarını kurgulayan, hepimizin kurgu zincirini bir yerden kırıp bir süre yerde sürünüp tekrar ayağa kalkana kadarki kurgusuzluk bölümünden çok korkuyorum ama sanırım hayatın en lezzetli bölümleri de bu kurgunun elinde seni de birlikte darmadağın ettiği bölümler.
Bu çeşit dirilmeden sonra geriye bakıp gülersin. Kulağa az gelen 'beş sene'lerin değerini anlarsın, çünkü her zaman başa gelmez bu. "Riske atmayayım," diye memuriyet gibi yaşadığın hayata dönüp bakarsın ki, geri zekâlı hayat yine üçüncü sınıf bir oyun oynamış sana ve dirilme diye adlandırdığın ve sıfırın dibine indiğini sandığın yerler, yine puan almak için depara kalkmaya çabaladığın; o zavallı çabanın en acınası patinajı; kendini en çok ciddiye aldığın yerlermiş; gibi. Sonradan bunlara da çok gülüyor insan; gülerken de bambaşka bir oyunun içinde olduğundan habersiz...
Yekta Kopan, Hayalet Gemi'de hem yazıyor hem de yayın kurulundaymış. Yazma işini çok ciddiye alıyor. Aslında bütün yaptığı işleri çok ciddiye alırmış, çok önemsermiş. Sürekli bir öğrencilik hali varmış; bu da, ancak birçok işi bir arada yaparak yeterli miktarda para getiriyormuş. Yine de tam teşekküllü bir profesyonel yaşamdansa böyle öğrencilik halini çok daha besleyici buluyor.
 

Sesle görüntü uyumsuz
Seslendirme yapan biriyle konuşmak çok zordur; son zamanlarda Memo'yla sinemalara gelen bütün çizgi filmlere devam ettiğimizden, karşımda yine Yekta'nın seslendirdiği Madagaskar'daki aslan Aleks konuşuyor gibi geldi. Ciddi konuştuğu yerlerde (gerçi o da ciddiyeti komik buluyor ve utandığı için en azından ciddi olma mimiklerini abartıyor) konuya takılamadığınız için uçup gidiyor, sesine kulak vermekten sesinin ne dediğine dikkat etmiyorsunuz. Daha çok sesteki müziğe takılıyor kulağınız. Kuzen Balki'yle sohbet ettiğinizi düşünsenize. Çok komik oluyor harbiden. Gerçi işin daha da komik yanı, ilk karşılaşmamızda o da beni sesimden tanımış, beberuhilerin geleneksel birinci pilav günü gibi olmuştu. Bunu da onunla tartıştık; yani niye herkesin sesi mutasyona uğruyor ama bizimkiler uğramıyor, hal böyle olunca insanın yaşı büyüyor ama yaşı ve görüntüsüne uymayan bir sese sahip oluyor. Bunu, küçük yaştan beri ses tellerinin aynı tonda çalışıyor olmasına bağladı da ben de bir rahat nefes aldım. Demek ki iki az konuşursam sesim olgun, senelerin haklı gururunu taşıyan, Orson Wells gibi olabilir: "I know what it is to be young, filan falan..." Hem belki o zaman bakarsınız İftara Doğru programını bir kadın bile okuyabilir; hemi de Agah Ün tonlamasıyla.
İnsan ilişkilerini yazan; tabiyatıyla insanların içlerini okuma, her hal ve tavırlarını anlama - anlamlandırma meselesini doğduğundan beri bir davranış şekli haline getirmiş insanlar bana ak sakallı dede ve nene gibi gelir ve orada büyük komedi başlar; yani konuşmak komiktir; hele bir de röportaj yapıyorsan, insanları zorla kendi haklarında konuşmaya sevkeder, sonradan içlerine bir sıklet düşeceğini bildiğin halde bu da sana garip, kötü niyetli bir haz verir; çünkü karşındakini kirletmişsindir. Dolayısıyla kendin de kirlenmişsindir aslında ama ben alıştım hahahahaa... Ühü ühü ühü...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

8 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: gizem | Tarih: 30/10/2009
    Konu: harika bir ses..
    çocukluğum yekta kopan'ın seslendirdiği çizgifilm ve dizlerle geçti.. O'nun sesi bana büyüzden çocukluğumu hatırlatır..çok yakın çok tanıdık bi ses..İlk kez geçen hafta okan bayülgenin programında kendisini görme fırsatı yakaladım..yıllardır merak ediyordum kendisini...ama sesini ne zaman duysam bizim ev dizisindeki jess gelir aklıma:)

    Bağlantı »

  2. Yazan: isimsiz | Tarih: 15/6/2009
    Konu: seslendirme kralı
    hemen her çizgi filimde ve komedi filminde aradığım ses.Bence bu ses olmassa bir komedi filmi asla komedi özelliğini kazanamaz.Espirilerin hayat bulduğu nadir kişilerden birisi.Kedi sylvester aklıma kazındı arada bir ağzından tükrüyormuşcasına konuşmasıda yok mu dinlemek bilem yetiyor.İyiki varsınız.

    Bağlantı »

  3. Yazan: mustafa | Tarih: 22/1/2009
    Konu: Jim Carry neden bitti ?
    Son zamanlarda çıkan jim carry filmlerini neden seslendirmiyorsunuz?
    Ben jim carry e orjinal dilinde gülmüyorum..Yekta kopan seslendiriyorsa o mimiklere ses tonlamalarıyla renk katılıyor...Ayrıca çizgi film kedi sylwester,buz devri sid,rintintin,michael j.fox,madagaskar alex aklıma gelenlerden bazıları bunlarda da muhteşemsiniz...Jim Carry de 1 numarasınız...Yeni çıkan filmlerini siz seslendirirseniz seviniriz...Sizi seviyoruz...

    Bağlantı »

  4. Yazan: NURSEL | Tarih: 27/10/2008
    Konu: BUZ DEVRİ
    BUZ DEVRİ; OĞLUMLA BİRLİKTE SEYRETTİĞİM VE ÇOK ETKİLENDİĞİM KALİTELİ BİR YAPIM..
    ANCAK, SESLENDİRENLERİN KATKISININ DA ÇOK BÜYÜK OLDUĞUNU DÜŞÜNÜYORUM.
    SİD KARAKTERİNİ SESLENDİREN SN.YEKTA KOPAN DA, SESLENDİRME KONUSUNDAKİ USTALIĞINI TAM ANLAMIYLA SERGİLEMİŞ... TABİRİ YERİNDE İSE; DÖKTÜRMÜŞ. :)
    HADDİM OLMAYARAK KENDİSİNİ TEBRİK EDİYORUM... İZLERKEN KATTIĞI KEYİF İÇİN TEŞEKKÜR EDİYORUM.

    NURSEL AKSOY

    Bağlantı »

  5. Yazan: ErdEm | Tarih: 11/5/2008
    Konu: şimşek mc quin:)
    'cars' arabalar filmindeki şimşek mc quin'den hayran oldum süper bir sesiniz var filmi izledikten sonra özellikle araştırdım ve gerçektende görüntü ile ses uyumsuz nası bişe bu yaa görürken sesini kendisinden duymak isterdim:) hatta bakardımda şimdi ama youtube yine kapalı:p başarılı çalışmalarınızın devamını dilerim..

    Bağlantı »

  6. Yazan: cumhur (namı diğer cmrforever :)) | Tarih: 14/9/2007
    Konu: seslendirme
    bir selendirme nasıl ne şekilde yapılır bilmem ama bildiğim bişi warsa siz ve sizin gibi seslendirme sanatçılarının bu işi ne kadar kaliteli vede keyifli şekilde yaptığınızdır. Daha az önce madagaskar filmini izledim ayrıca arabalar filmindeki şimşek'i de sanırım siz seslendirmiştiniz. açıkçası bu ses kime aittir diye her zaman merak etmişimdir. Animasyonları ne kadar sevdiğimden bahsetmeme gerek yok sanırım. Sizinle bir şekilde olsun konuşma imkanım olsa neler derim hiç bilmiyorum .Tabi böyle bir imkan olmadığı için bende sizi rahatsız etmek istemem açıkcası (bu arada ben bu yazının sonunu nasıl getirecem merak ediyorum :)) ].

    Şunuda belirtmeden gaçamiycem. Mesela dediğim gibi animasyonları severim orjinalleri de çok ii oluyor mesela buz devri 2 nin orjinal seslerini dinleyip esprileri alt yazı okuduktan sonra baya gülmüştüm ama aynı etkiyi türkçe dublajlı seyrettiğimde yaşayamadım. Açık söylemek gerekirse her ne kadar haluk bilgineri sevsemde kaplan karaterine itmemiş. Ha sakın yanlış anlamayın ben eleştirmen falan değilim emeğe saygım sonsuz sadece görüş işte [ (valla bu yazının sonu nasıl gelcek yeminle bilmiyom ama bitirirsem deve kesicem hazır ramazan sevap olur :)) ].

    girşi yaptık gelişmede oldu sanırım sıra sonuçta. zaten yazı yeteri kadar uzun okuyanlarıda baymasak fena olmucak sanırım. Kısacası bu işi sırf zevk olsun diye bile yapabilirim. sadece size bi şekilde ulaşmak istesem bu nasıl olur diye düşünmeden edemiyorum. ne kısa oldu ama dimi :) neyse mail adresi yazsammı yazmasammı kararsız kaldım ama hadi reklamım olsun :) googleda nickimi arayın bulursunuz :) yada skype msn yanına ne yazarsanız yazın . işte o benim :) [ ( bitti galiba ohh beee :))) hey deve falan kesmem unutun :P:)) ]

    Bağlantı »

  7. Yazan: Aslı | Tarih: 3/4/2007
    Konu: Güçlü Şirinim :)
    Küçücükken Yekta Kopan'a Şirinler'deki Güçlü ile aşık olmuştum:)
    Hala da aşığım. Deliler gibi TV filmlerinde ve çizgi filmlerde hep sesini ararım ve dinledikçe mutlu olurum.
    NTV'de kendisi olarak görmek de çok ayrı bir keyif.
    Ayrıca yazar olduğunu bilmiyorudum.Hiç kendisini internette araştırma gereği duymamıştım kötü bir hayranım sanırım :) ). Şimdi hayranlığım 5 kat daha arttı.
    Ne güzel! Dopdolu bir insan ve onunla aynı topraklarda yaşıyorum:)
    Ayrıca hiç şansım olmamasına rağmen sırf onun yüzünden hayatımda bir kerecik de olsa düblaj yapmak istiyorum. Onun verdiği ilhamla altyazılı filmlerin sesini kısıp kendime bir karakter seçip tv karşısında seslendiriyorum.Umarım bir gün bir harfcik de olsa özellikle bir çizgi filmde bir harfim olur:) Hayalimdeki bu düblaj da Yekta Kopanla birlikte olsa ohh miss üzerine kaymak olur:)

    Bağlantı »

  8. Yazan: onur kopan | Tarih: 30/3/2007
    Konu: başarı tebriği
    sizin kadar başarılı bir akrabam olduğu için çok gururlu ve mutluyum.başarılarınızı tebrik eder devamını dilerim.

    Bağlantı »

Add to Technorati Favorites
eXTReMe Tracker
Blogcu ile yapıldı
Web Site Hit Counters
Price Line