« Önceki | Sonraki »

9/2/2007

Uğur Polat

Tüm yönleriyle 'Uğur Polat'

'Salkım Hanımın Taneleri' filminin en iyi erkek oyuncusu, 'Ben Ruhi Bey Nasılım?' ile tiyatro sahnelerinin vazgeçilmezi, 'Yeditepe İstanbul'un Ali'si, 'Çilekli Pasta'nın Onur'u, şimdilerde 'Sis ve Gece'nin Sedat'ı... 'Uğur Polat'ı izlemenin değil, okumanın zamanı...
 

http://img150.imageshack.us/img150/6164/9832uf0.jpg

 iNFOkarma - Melahat Akçay

Beyazperdede, tiyatro sahnesinde, ya da bir dizinin en can alıcı bölümünde… Çok sık rastlamadığımız, fakat görmediğimizde özlediğimiz, oyunculuğuna gerçekten inandığımız Uğur Polat ile sohbetimize eşlik edin.

Oyunculuk serüveniniz nasıl başladı?

Oyunculuk serüvenim, 1970’li yıllarda, 12 Eylül öncesi, işçi sınıfıyla dayanışma adına açılmış bir takım tiyatro topluluklarına katılmamla başladı. Bu gruplar fabrikalarda, grevlerde bir takım gösteriler yapardı. O zaman Makina Kimya Mühendisleri Odası’nda yaptığımız bir gösteride, sevgili Rutkay Aziz Ankara Sanat Tiyatrosu Genel Sanat Yönetmeni’ydi. O gösterilerden birinde izlemiş beni. Ankara Sanat Tiyatrosu’na davet etti. “Yürüdüğümüz yolda seni de görmek isterim” dedi. Teklifine hayır demeyerek kendime yeni bir hayatın kapılarını açtım.

Daha sonra nasıl gelişti?

O zamanlar üniversite sınavlarına hazırlanıyordum. O dönemlerde Rutkay Aziz ve onun gibi çok değerli sanatçıların oyunlarını büyük bir hayranlıkla izliyordum zaten. Bir gün onlarla çalışacağım, onlarla aynı sahneleri paylaşacağım aklıma bile gelmezdi. Teklifi hiç düşünmeden kabul ettiğimi hatırlıyorum. Kendimi daha çok geliştirmek ve daha güzel işler ortaya çıkarmak için çeşitli kurslara yazıldım hemen. Çok büyük oyunculardan kurs aldım. Sahnede olmanın yanı sıra tiyatronun getirisi olan her işi yaptım. Bilet kestim, yer gösterdim, dekor taşıdım, boya yaptım. Sahne tozu yutmak denen şey bu olsa gerek... 1979 yılında 'Oyun Nasıl Oynanmalı?' oyununu oynadım ve profesyonel anlamda tiyatro hayatım başlamış oldu.

Ankara’da üniversitede okuyordunuz ama bir yandan daha iyi bir tiyatrocu olmak için İstanbul’da olmanız gerekti.

Oynadığım oyunları iki sezon Ankara’da sahneledik. Tabi bununla birlikte Türkiye’nin her yerinde belirli aralıklarla turneler yaptık. Bu arada üniversiteyi kazandım. Gazetecilik ve Halkla ilişkiler Yüksek Okulunu 2. sınıfa kadar Ankara’dan İstanbul’a gidip gelerek yürütmeye çalıştım. Fakat 3. sınıfa geçtiğimde ailem Ankara’dan İstanbul’a taşındı. Ben de bir tercih yapmak zorundaydım. Ya Ankara’da kalacaktım ya da İstanbul’da kendime gelecek kurmalıydım çünkü artık zehirlenmiştim. İstanbul büyülemişti beni bu zaman zarfında. Kendi kendime oyunculuktan başka bir şey yapamayacağımı düşünmeye başlamıştım. Karar aşamasında tercihim İstanbul’a gelmek ve burada bu işte başarılı olmaktan yana oldu. Kendimi İstanbul’da buldum. Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’na başvurdum ve Ankara’ya gidip okul kaydımı sildirdim. Büyük bir risk aslında. Sonra sınavlara girdim ve kazandım. Dört yıl okudum ve okulu iyi bir dereceyle bitirdim. Müşfik Kenter’den çok şey öğrendim. 1985 yılında Adana Devlet Tiyatrosu’na girdim. 2 yıl orada staj yaptım. 1987’den bu yana da İstanbul Devlet Tiyatrosu’ndayım. 30’a yakın oyunda oynadım. Özel tiyatroları da sayarsak 30’u geçiyor. Şimdiye kadar 20 sinema filmi ve 400’e yakın da televizyon dizisi çektim.

Sizi beyazperdeden daha çok tiyatro sahnesinde gördü insanlar. Uğur Polat tiyatrocu olarak tanındı daha çok. Bu ikisi arasındaki fark neydi? Neden ağırlıklı olarak tiyatro sahnesi?

Devlet Tiyatrosu’nda olmamdan dolayı zaten her yıl mutlaka oyun sergilemek zorundayım. Keyifli bir iş olmanın yanında bu bir görev aynı zamanda. Orada iş yapmadan dışarıda iş yapma şansınız yok. Her yıl oynadığım oyunların hepsi iyi oyunlar ve iyi roller. Bunun akabinde televizyon ve sinema da birleşince, böyle bir durum oldu. "Ruhi Bey"i altı yıldır oynuyorum, öte yandan Tiyatro Dot’ta oynadığım "Sansürcü" çok fazla ilgi görüyor. Yani, bu anlamda doyuma ulaşmış bir aktörüm bunu biliyorum. Tamamen kendi seçimim.

"Ben Ruhi Bey, Nasılım?" ilk olarak 2000 yılında sahnelendi. İzleyenlerin büyük çoğunluğu oyunun hakkını verdiğiniz görüşünde. Oyunun bu kadar yıl aynı güzellikte gitmesinin sebebi ne? Yıl 2006.

Usta Edip Cansever çok güzel yazmış. Bir kere bir sıfır galip başlıyor buradan bakılırsa. Bir de aslında avantajlarının yanında çok dezavantajları var. Her şeyden önce bu bir şiir olarak yazılmış, oyun olarak yazılmamış. Uzun, 50 sayfalık bir şiir. Ve uzun süre ben sahnede tek başıma bu şiiri okuyorum, söylüyorum, oynamaya çalışıyorum. Yola ilk çıktığımızda, yani oyuna ilk başladığımızda bütün karakterleri benim oynamam düşünülmüştü. Benimle birlikte sekiz kişi daha var oyunda çünkü. Ruhi Bey hakkında küçük yorumlar yapıyorlar ve onların işi bitiyor. Bir buçuk saat boyunca böyle bir oyunu anlaşılır bir dille anlatmazsanız hem seyirciyi çok zorlayacak, hem teknik kısım zorlanacak hem de beni çok zorlayacak. Dolayısıyla yönetmenle karakterleri dağıtmaya karar verdik. Daha teatral hale dönüştürmek istedik. Seyirciyle ilk buluştuğunda anladık ki doğru bir karar vermişiz. Bütün bileşenleri doğru hesaplamışız.

Oyun zor bir oyun değil mi?

Evet kesinlikle. Tam anlamıyla, eksiksiz bir şekilde seyirciye sunmak da biz sahnedekilerin görevi. Aslında tahmin edilenden daha zor bir oyun. Çünkü konuşma dili kullanmıyor Edip Cansever şiirde. Metaforlar kullanıyor ve bunu ezberlemesi de bir oyuncu için çok zor. 50 küsur sayfalık cümleyi seyircinin algılaması lazım. Onlara hayal kurdurabilmek istedik ve oyunu bu şekilde günlük konuşma diline çevirip paylaşınca başarılı bir iş yapmış olduk. Kendimi seyircinin yerine koyuyorum ve bu oyunda ne buluyor da geliyor diye soruyorum. Evet şöyle bir gerçek var ki bir oyunculuk performansı izlemeye geliyor. Ama onun ötesinde oyunun aslında ne anlatmak istediğini anlıyorlar mı? Duygularına hitap eden bir şeyler var mı? Onların içini acıtan, kalplerine dokunan, heyecanlandıran bir şeyler buluyorlar mı diye soruyorum. Şu ana kadar gelen izleyicilerde gördüğüm kadarıyla, oyunu gerçekten anladıklarını ve kendilerinden bir şeyler bulduklarını hissediyorum.


"Ben Ruhi Bey, Nasılım?" 6 yıldır sürüyor ve bir defa gelen ikinci ve üçüncü defa da geliyor. Oyunu oynarken, seyirciler adına ve oyun dilini anlamaları noktasında herhangi bir kesim tercihiniz var mı? Oyun genç, yaşlı herkese açık mı?

Üniversite öğrencileriyle çok farklı bir bağ kuruyoruz. Büyük çoğunluğu da onlardan oluşuyor. Oyunun bu kadar dolu olması belki Edip Cansever’den belki de bana olan sevgilerinden, saygılarından. Ama Edip Cansever’in payı büyük. Eski kuşak, daha eski jenerasyon da oyunu beğeniyle izliyor. Beni her gördüklerinde teşekkür ediyorlar. İyi ki varsınız demeleri çok güzel bir şey. Bir de tabi Türkiye o kadar kirlendi ki artık. Her önüne gelen bu işi yapmaya başlayınca, seyirci de kendini koruyan ve kendi ayakları üzerinde duran oyunculara farklı bir sevgiyle bakmaya başladı. Ben sanırım bunu başardım.

Peki Ruhi Bey, nasılsınız gerçekten?


Aslında Ruhi Bey’i oynarken hiç iyi olmuyorum doğrusunu söylemek gerekirse. Oyun bitince daha iyi oluyorum çünkü oyun sizin de dediğiniz gibi 2000 yılında başladı. O zaman ben 40 yaşındaydım. Şimdi 2006 bitiyor ve ben 45 yaşımı bitirdim. O zamanki performansımla şimdiki performansım arasında tabi ki fark var. Kendime baktığımda o zamanlar sanki biraz daha iyiymişim. Yani kondüsyonum çok daha iyiymiş. Şimdilerde yorulmaya başladığımı hissediyorum. Özellikle cumartesi günleri iki oyun üst üste oynuyorum ve bütün bir haftayı zaten sahnede geçirmiş olarak geliyorum son oyuna. Açıkçası biraz yoruluyorum artık. Ama oynarken o kadar iyi hissediyorum ki kendimi. Oyun başlamak üzereyken perdenin arkasında bekliyorum, derin nefes alıp veriyorum, ışıklar kararıyor ve perde açılıyor. Önümde kocaman bir bir buçuk saat var. Nasıl geçecek diye düşünüyorum. Sahne aydınlanmaya başladığı andan itibaren müthiş bir heyecan başlıyor. Tarifi mümkün olmayan bir şey bu. Seyircinin gözlerini gördüğünüz anda o “nasıl geçecek” soruları kalmıyor zaten.

Görsel sanatlarda seyircilerin düşünceleri birinci derecede önem taşır. Kendi oyunlarınız için onların düşüncelerini nasıl yorumluyorsunuz?

Özellikle "Ben Ruhi Bey, Nasılım?" oyununu üst üste izleyenler var. Zaman zaman onlarla sohbet ediyorum fikirlerini öğrenmek duymak adına. “Ben üç yıl önce izlemiştim.”, “ben ilk yıl izlemiştim”, “ben daha yeni izliyorum” diyenler var. İlk oyunları izleyenlerle yeni izleyenlerin bakış açıları birbirinden farklı doğal olarak. İlk oyunları izleyenler ikinci üçüncü defa izlediklerinde çok değişmiş, çok farklılaşmış buluyorlar. Burada benim ve ekibin çabalarının çok büyük katkısı var tabi... Oyunu her defasında sanki ilk kez sahneleniyormuş gibi düşünüyoruz ve perde her açıldığında aynı kareyi sanki başka bir sahneymiş gibi sunuyoruz. Oyunu bozmayacak küçük küçük yeni şeyler deniyorum. Bu da oyuna hoşluk katıyor, belki de işin sırrı burada. Eğer bunu yapmazsanız olmaz çünkü. Altı yıl boyunca sürekli olarak hep aynı olsaydı ne oyun bu başarıyı yakalayabilirdi ne de ben şu anki kadar mutlu olabilirdim. Ne olursa olsun, eski bile olsa yeniymiş gibi olması lazım, buna inanıyorum. İnandım da… Onların oyunda kendilerinden bir şeyler bulması önemli çünkü.

Tiyatroculuğunuzun yanında, gerçek "Uğur Polat" kim?
Bazen çok pesimist hissediyorum kendimi. Bazen çok umutsuz, karamsar oluyorum. Ülkenin dayattığı bir sürü şeye karşı isyan yaşıyorum içimde. Her zaman o muhalif duygumu taze ve dolu tutmaya çalışıyorum. Bazen de çok hayatla barışık, kendimle barışık, çok sosyal, evimde sade sessiz sakin, dostlarımla, arkadaşlarımla, ailemle mütevazı bir hayat yaşıyorum. Kış mevsimi sürekli çalışarak geçiyor. Yaz mevsimindeyse uzun uzun tatiller yapıyorum. Geçen yıl dalmayı öğrendim. İçimde yeni bir hobi başladı. Mutluyum kendimde bunu keşfettiğim için. Neden daha önce yapmamışım diye hayıflanıyorum.

Şu ana kadar birçok dizi, sinema ve oyunlarda rol aldınız. Hangi karakteri en çok kendinize benzettiniz? Gerçek Uğur Polat olabildiler mi?

Hepsini aslında. Çünkü benim inandığım oyunculuk, o karakteri kendi içimde aramak. Yani o karakter olmak değil de, varolan karakteri kendimde aramak. Böylece bir iç yolculuğa çıkmak. Oynadığım tüm rollerde kendimi buldum. Ama Ruhi Bey oyununda gerçekten Ruhi Bey oluyorum. Sinemada mesela Salkım Hanım’ın Taneleri’nde "Levon" karakteri… O film benim için çok önemli bir film. O filmden ‘En İyi Erkek Oyuncu’ ödülü aldım. Çünkü Levon’u çok sevdim. Onu kendime çok benzettim. Hatta kendimden çıkıp Levon oldum diyebilirim. Yeditepe İstanbul’daki "Ali" karakterini de çok severek oynadım. Hayatlarımız birbirinin aynıydı çünkü. Onu da çok sahiplenmiştim. Ali, Ruhi ve Levon benim hayatımdaki kilometre taşlarıdır.

Türkiye’de tiyatro ne durumda ve gelecekte ne olacak sizce?

Çok iyi bir yerde olmadığı kanısındayım. Çünkü problem biz tiyatrocularda. Biz yıllarca seyirciye o kadar kötü oynadık, onları o kadar küstürdük ki... Bir dönem öyle bir küskünlükle geçti. Yakın döneme kadar Devlet Tiyatroları’nda daha kaliteli oyunların gösterilmesinden sonra hareketlendi tiyatro. Seyirciyi televizyon başından kaldırmak ve İstanbul gibi bir yerde trafiğin içine sokmak, onlara bir bedel karşılığında oyunu izletmek… Yani bu süreci yaşayacak ve buna katlanacak bir seyirci lazım bize. Bunun için de bizim öncelikle çok iyi işler yapmamız lazım. Şu an çok özel, seçilmiş oyunlar oynanıyor. Ve izleyici bunun çok farkında. Dolayısıyla hemen hemen her seans dolu geçiyor. Yani "gel beni izle" demek lazım. Oyun iyi olunca reklama da ihtiyacınız olmuyor. Kulaktan kulağa dolaşıp sizi buluyor.

Her projede rol almıyorsunuz? Ağırlıklı olarak psikolojik derinliği olan rollerde görüyoruz sizi? Bunun özel bir sebebi var mı?


Evet var. Çünkü, öyle roller bir oyuncuyu mutlu eden roller. Onu kazıdıkça altından bir şey çıkıyor. Gerçekten bir karakter sunuyorsunuz çünkü. Elinizi uzattığınızda dokunabileceğiniz kadar gerçek olmalısınız izleyiciye. Onların bunu hissettiğini anlayınca çok mutlu oluyorsunuz. Bu tarz roller size her zaman kapı açar. Bunun yanında sinema bir de resim işi aslında. Baktığınızda öyle bir yüzü olmalı ki oyuncunun, konuşmasına bile gerek kalmamalı. Sanırım o kategoriye giriyorum ben. Büyük duyguları içimde tutup onları azar azar vermeyi seviyorum.

Projelerde rol almanın yanı sıra, kendiniz senaryo yazdınız mı hiç?

İnanın çok isterdim ama öyle bir yeteneğim yok benim. Yazmak dendiği zaman yapamayacağımı söylerim hep. Yani oyunculuk yapamasam ne iş yaparım onu da bilmiyorum. İçimde yoksa öyle bir şeyi yapmamak en iyisi.

İnsanlar yaptıkları işte hep çok mutluymuş gibi davranır. Kendinizi işiniz noktasında eleştirir misiniz?

Bu konu benim en hassas olduğum nokta. Her oynadığım filmden, oyundan sonra ben bu işi bırakıyorum diyorum kendi kendime. Kendimi hiç beğenmiyorum. Çünkü ben obsesif, takıntıları olan, başak burcu, titiz ve sürekli mükemmel olanı arayan bir aktörüm. Ama hayatımda hiçbir şey mükemmel değil, ve baktığımda kimsenin işini tam anlamıyla yapmadığını görünce acı çekiyorum. İstiyorum ki her şey eksiksiz olsun ve her defasında daha iyi ve başarılı işler çıksın ortaya. İnsanların kendini beğeniyor olmasını garipsiyorum çoğu zaman.

Yabancı filmlerle Türk filmlerini, onların tiyatrolarıyla bizim tiyatrolarımızı karşılaştırdığınızda neler görüyorsunuz?

Bir defa çok iyi oyuncular var. Kesinlikle çok iyi oyuncular var . Çünkü çok fazla oyuncu var. Bizdeki oyuncuların sayısı, toplasanız bini iki bini geçmez. Sırf Londra’da yirmi bin tane oyuncu var. Düşünsenize iki bin kişinin arasından çıkacak kalitede oyuncuyu. Birde yirmi bin arasından çıkacak iyi oyuncuyu. Orası bir maden. İstediğiniz donanımda aktör bulmak mümkün. Burda öyle değil ama… Tiyatroları ise inanılmaz güzel. Bir kere salonlar muhteşem. Teknik çok iyi. En önemlisi işlerini o kadar seviyorlar ki, çok iyi bir aktör garsonluk bile yapabiliyor gerçek hayatında.

Son olarak Ahmet Ümit’in yazdığı Sis ve Gece beyaz perdeye uyarlandı. Sedat karakterini oynadınız...

Evet. Aslında bu proje üç yıl öncesinin projesiydi. Turgut Yasalar ile üzerinde sürekli çalıştık ve içimize sinen bir versiyon yakaladık. Projenin başına ilk oturduğumuzda çekimlerine hemen başlayamadık. Aradan üç yıl geçti. Arada başka projelerde de rol aldım. Geçtiğimiz Eylül ayında çok büyük bir hevesle başladık çekimlerine. Şimdi montaj masasında. Nasıl bir şey çıkacak ortaya diye ben de merak ediyorum açıkçası.

Çekim aşamasında neler yaşandı?

Güzelliklerin yanında tabi ekibi zora sokan birçok şey yaşandı. İstanbul’da sesli film çekmek artık imkansız hale gelmiş durumda. Ciddi bir maliyet söz konusu. Bunun yanında istediğiniz mekanlarda iyi bir bölüm çekmek istediğinizde, hele ki dış mekanda çekim yapıyorsanız araç sesleri, inşaat sesleri, insan sesleri, üç dakikada bir geçen uçak seslerini susturmaya çalışarak, dahası susmalarını bekleyerek geçti. Çok yoruldum, çünkü 128 sahnenin 126’sında vardım. En zor olanı yağmur bekliyor oluşumuzdu. Yağmurda çekmemiz gereken önemli bir sahne için bütün İstanbul’u kendi imkanlarımızla yıkamış olmamıza rağmen o bölümün çekimini gerçekleştiremedik. Bir buçuk ay boyunca yağmur beklediğimi hiç hatırlamıyorum. "Evet bugün yağacak" diye beklediğimiz gri, kasvet dolu İstanbul havasında bir damla yağmur yoktu. Yakın zamanda yağmur yağarsa şayet o bölümü de tamamlayacağız.

Bu film için ne düşündü Uğur Polat?

Her zamanki gibi kendini beğenmedi Uğur Polat. Çünkü filmin en zor sahnelerini en yorgun olduğum anlarda çektik. Kendim, bu anlamda içime sinmedim yine ama ortaya izleyici açısından güzel bir film çıkarmaya çalıştık. Umarım beğenirler. Ne olursa olsun iyi ki bu filmde oynadım. Kendimi beğensem de beğenmesem de, iyi ki oynadım. Bu çok başka bir şey çünkü, üç yıldır ertelenen bir projeydi. Vicdanen çok rahatım.

Çok değerli oyuncular vardı değil mi?

O kadar değerli bir kadro vardı ki. Türkiye’nin en iyi oyuncularıyla oynadım ve çok şanslı hissediyorum kendimi. 16 yıl sonra İlyas Salman ile karşılıklı oynadım ve bu heyecan vericiydi. Oktay Kaynarca, Yetkin Dikinciler, Devrim Nas, Tülay Ünal, Ayten Uncuoğlu, Ümit Çırak, Tardu Flordun, Selma Ergeç… Herkes çok çok iyiydi. Bakalım beyazperdeye yansıyınca insanlar neler düşünecek. Mutluyum.

"Hayat" kelimesi size ne çağrıştıyor?

Sürpriz…

 


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

18 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: İmaj | Tarih: 2009-05-30 12:12:50
    Konu: UĞUR POLAT
    Ses tınısı çok hoş. Onunla tanışmayı çok isterdim. Hayat ona sürprizi çağrıştırıyormus belki bir sürpriz olur ve tanışırım...Mükemmel bir sanatçı...

    Bağlantı »

  2. Yazan: isimsiz | Tarih: 2008-04-03 18:27:34
    Konu: uğur polat
    bu satırları yazarken bile epey karışık şeyler geçiyor aklımdan
    mesela insan hiç tanışmadığı birini neden sever tamam bazı zamanlar
    canlandırdığı karakterlerle kesinlikle bir bağı olduğunu düşünüyorum ama ya yanılıyorsam ya düşündüğümden farklı biriyse muhtemelen bunu okuyanlar son cümleden sonra e bunun sana ne zararı oalcak diyordur bu benim içimi acıtır hayal kırıklığına uğramama neden olur yok abartmıyorum gerçekten beni çok üzer galiba bunun en büyük nedeni onu duruşundan dolayı kaybettiğim babama çok benzetmem ona her baktığımda heleki güldüğünde babamın gülen gözlerini görüyorum

    Bağlantı »

  3. Yazan: isimsiz | Tarih: 2008-02-26 22:01:53
    Konu: uğur polat
    onun için ne söyleyeceğimi bilemiyorum. Benim için o kadar özel bir insan ki. İnternet yoluyla onu daha yakından tanıyabilmek çok güzel. Daha öncebu imkanım yoktu. Malum magazin programlarıyla da pek ilgisi olmadığı için filmleri dışında pek göremiyordum. Röportajlarını okuduktan sonra tam kafamda kurduğum gibi bir insan olduğunu gördüm. Umarım birgün onunla tanışma fırsatım olur. Tıpkı rüyalarımdaki gibi...

    Bağlantı »

  4. Yazan: sezen | Tarih: 2008-01-23 19:47:52
    Konu: GERÇEK OYUNCULAR
    Uğur polat gerçek bir oyuncudur benim için...Sis ve Gece'yi çok merak ediyorum.Çünkü iki sevdiğim isim bu filmde yanyana...UĞUR POLAT VE YETKİN DİKİNCİLER ...Onları çok başarılı buluyorum...Ortaya çıkardıkları tüm eserler bence çok başarılı...YALNIZ SİNEKLİ BAKKAL NİYE BİTTİ? BİR TÜRLÜ ANLAM VEREMEDİM...ÇOK ÜZÜLDÜM...HALİDE EDİP'İN BU ROMANINI DAHA ÖNCE OKUMUŞTUM...GÜZEL BİR ROMANDI...TV DE BİRAZ DEĞİŞİKLİĞE UĞRAMIŞ AMA OLSUN...UMARIM FİLM DİN ÖĞESİ İÇERDİĞİ İÇİN BİTMEMİŞTİR...ÇÜNKÜ ORJİNALİ ÇOK DAHA FAZLA BU KONUYA DEĞİNİYORDU.....BENCE DİZİ GAYET GÜZEL İLERLEDİ...BİTTİĞİ İÇİN ÇOK ÜZGÜNÜM...UĞUR POLAT 'TAN YENİ DİZİ PROJELERİ BEKLİYORUZ...TV 'DEN AYRI KALMASINI İSTEMİYORUZ...ONUN GİBİ BİR OYUNCUYU DAHA SIK GÖRMEK UMARIM HEPİMİZİN SEÇİCİLİĞİNİ DAHA ÜST SEVİYELERE ULAŞTIRIR DA SAÇMASAPAN ŞEYLER İZLEMEYİZ...SİZİN GİBİ OYUNCULARI GÖRMEYE İHTİYACIMIZ VAR...

    Bağlantı »

  5. Yazan: sultan | Tarih: 2008-01-07 20:48:03
    Konu: uğur polat
    uğur polatı tanımıyorum ama sanki görsem,konuşsam başka bir dünya ile tanışcakmışım gibi geliyor.ki o sadece oyunlarıyla var.o duruş,o bakışlar bambaşka ya.başka bir meslek bu kadar yakışmazdı.umarım bigün aydına gelir,gelmesede ben onu birgün görcem ve eminim o gün sohbet de etcem...bize sizi kazandırdığınız için teşekkür ederim...

    Bağlantı »

  6. Yazan: gülbana çevik mısır | Tarih: 2007-06-16 17:56:23
    Konu: size hayranımmm
    size ve oynadığınız oyunlara hayranımmm sizi çok seviyorummmm ve başarılarınızın devamını yürekten diliyorummm uğur polatı yeditepe istanbul film ile tanıdımm o dizide bir çok sevdiğim oyuncuda vardı ama nedense uğur polat beni çok etkiledi oyunculuğyla yürüyüşüyle konuşmasıyla ve karizmatik oluşla onu okadar seviyorumm ki UĞUR POLAT HAYATTA HERŞEY İSTEDİĞİNİZ GİBİ YÜREKTEN OLSUN HERŞEY GÖNLÜNÜZCE OLSUNNN SİZİ ÇOK SEVİYORUMM

    Bağlantı »

  7. Yazan: | Tarih: 2007-06-13 18:42:02
    Konu: uğur polat
    uğur polatı yedi tepe istanbulla tanıdım açıkçası duruşundan çok etkilendim ilk zamanlar bunun nedeni dizideki rolü diye düşünmüştüm sonra anladımki uğur polat herkesin sahip olamadığı bir şeye sahip herşeyden önce bir ruhu var insan onu izlerken o ruhun derinliklerini görebiliyor ve bazen dokunabiliyor onu tanımak sadece film ve dizilerden de olsa tanımak çok güzel

    Bağlantı »

  8. Yazan: HEVİDAR | Tarih: 2007-06-11 18:13:24
    Konu: UĞUR POLAT
    BİR İNSANIN DURUŞU BAKIŞI OYUNCULUĞU ANCAK BU KADAR SAĞLAM OLABİLİR

    Bağlantı »

  9. Yazan: hazal | Tarih: 2007-05-26 19:30:05
    Konu: fan sitesi
    madem bu kadar uğur polat beğenir var=) size kurduğumuz bir sitenin adresini vermek istiyorum..ilgilenenlere.. : www.uurpolatforumlari.net
    bekleriz

    Bağlantı »

  10. Yazan: Asiye Beki | Tarih: 2007-05-19 10:02:40
    Konu: Sanatçılarımızın mükemmel oyuncularındansın Uğur Polat
    Sevgili Uğur Polat röportajında mükemmeli aradığını ama hayatında mukemmiliyeti bulamadığı belirtmişin. Ama asıl mükemmel Olan sensin. Aynaya baktığında senin doğuştan gelen muhteşem tiyatroculuğunu, muhteşem bakışın ve duruşun olduğunu birgün farkına varacaksın. Kendimi okadar şanslı hissediyorum ki Ben Ruhu Bey Nasılım oyununu izledikten sonra seninle tanışma fırsatı buldum. Sana başarılarının devamını diliyorum ve seni çok seviyorum.

    Bağlantı »

  11. Yazan: hazal | Tarih: 2007-04-23 22:05:39
    Konu: uğur polat-ben ruhi bey nasılım ve pars
    ben hayatımda böyle bir tiyatro performansı görmedm...50 kıtalık şiir we bütün oyun boyunca hiç soluk almadan ve duyguyu bir an olsun kaybetmeden o şiiri tiyatral bir halde okuyor..ve hiç dikkat dağılmıyor.. onu yakından görmek ise bütün ömre bedel.. bu kadar ağır ve zor bir oyunda bir oyuncu seyircileri bu kadar sahneye bağlar..şiiri de edip cansever-ben ruhi bey nasılım yazıp bulabilir ve kendi gözlerinizle ne kadar ağır olduğunu görebilirsiniz..
    çıkışta ise vakti olsa mutlka daha uzun konuşacağına kendini direk inandıran,kusura bakmayın şu anda turneye çıkıyorum ve hiç vaktim yok derken bu kadar samimi olan ve yakından ne kadar karizmatik olduğunu bir kez daha insanın gözüne sokabilen bir oyuncu..
    parsa gelince bugün izledim birkaç saat oluyor geleli..orda da her zamanki gibi tavırları hali..hele rolü ona tam oturmuş.. çaresiz ve karamsar aşık, ruh hali bozuk bir adam ve polislik..bu 3rolün adamı türkiyede uğur polat bence...
    iyi ki var!! en kısa zamanda daha yakından tanışmak ve onunla beraber tiyatro sahnelerini paylaşmak dileklerimle..SENİ ÇOK SEVİYORUM UĞUR POLAT!!

    Bağlantı »

  12. Yazan: hazal | Tarih: 2007-03-22 18:40:11
    Konu: uğur polat ve tutsak..
    ya ben yazmadan duramıyorum 3kere yazdım ve hep bir performansından bahsettim madem şimdi de dün gece hafızama kazınan bir şeyi yazmak istiyorum!!ya uğur polat tutsaktada süper!! mimikleri ah o mimikleri dedim ya hani.. elifin onun yanında olmamasıyla onu anarak kendi kendine konuşurkenki mimikleri.. uzun zamandır sakin rolleriyle izlense de dün o otel görevlilerine sinirlenişi.. peki emlakçıya kızınızı değil evinizi alıyorum derkenki hali nasıldı..?=) yorum yapamayacağım ben artık nasıl olduğuna dair hislerim anlaşılmıştır..yok böyle bir insan sadece!!

    Bağlantı »

  13. Yazan: mehtap | Tarih: 2007-03-22 11:37:57
    Konu: uğur polat
    oynadığı bütün filimleri izledim son olarakta sis ve geceyi izledim gerçekten çok başarılı bir oyuncu,sinema filimlerinde herşeyden önce oyuncular önemlidir benim için sis ve geceyi izlemeye gittiğimde uğur polat gibi başarılı bir oyuncunun varlığından dolayı içim rahattı çünkü bir filmde uğur polatın varlığı o filmin güzel olacağının bir garantisidir kendisini sadece bir oyuncu olarak değil ayrıca sahip olduğu kişiliğinden dolayıda çok seviyorum

    Bağlantı »

  14. Yazan: isimsiz | Tarih: 2007-03-21 14:11:06
    Konu: uğur polat
    uğur polat sadece oyunculuğuyla değil duruşuylada beni büyülüyor hemen hemen yer aldığı bütün dizi ve sinemaların izledim bir insan ancak bu kadar derin yüz iadesine ve bakışlarına sahip olabilir eminimki taşıdığı bu asil yüz ifadesi onun gerçek karekteridir dilerim hayatboyu böyle başarılı ve magazin ortamlarında bulunmayan biri olarak kalır sevgilerle.....

    Bağlantı »

  15. Yazan: isimsiz | Tarih: 2007-03-20 22:20:34
    Konu: uğur polat ve mavi gözlü dev
    sis ve gecede her ne kadar onu başrolde izlemiş olsam ve her yerde öyle göreceğimi sanarak bir filme girsem de onu gördüğümde mutlu oluyorum..mavi gözlü devde çok az deneblecek kadar rolü vardı ama o kadar kısa sürede bize verilmeye çalışan vatanseverlerden olma duygusunu o kadar güzel verdi ki hayran kaldım ona tekrar..hele o mimikleri hele o ciddi bir şey demek üzereykenki mimikleri.. her şey yine mükemmeldi..konu nazım hikmet ve vatan olunca kendimi her ne kadar konuya kaptırıp kimsenin ne yaptığını takmayacak bir yapım olsa da uğur polat yine mükemmeliğini gözümüze soktu resmen=)iyi ki var.. 21nisanda da ben ruhi bey nasılımda göreceğim onu az önce bilet aldım ve o oyunda da ondan öğrenecek çok şeyim olduğunu düşünüyorum oyunculuk olarak.. iyi ki varsın tekrar çok seviyorum seni..!

    Bağlantı »

  16. Yazan: ayten.unsal@mynet.com | Tarih: 2007-03-20 12:05:29
    Konu: huzur
    UĞUR POLAT IN OYNADIĞI HİÇİR FİLMİ KAÇIRMADIM.OYUNUNA DA GİTTİM.İYİ BİR İZLEYİCİ OLDUĞUMU SÖYLEYEBİLİRİM.BEN FİLM SEÇERKEN DAHA ÇOK OYUNCUYA BAKIYORUM.UĞUR POLAT IDA BU YÜZDEN KAÇIRMIYORUM.ONUN HAYATTA BİR DURUŞU VE BAKIŞI OLDUĞUNA İNANIYORUM VE BU BAKIŞ BENİM BAKIŞIMLA AYNI YÖNDE OLDUĞU İÇİN OYNADIĞI HERŞEYE GÜVENEREK GİDİYORUM VE HİÇ YANILMADIM VE YANILTMADI.BANA HUZUR VEREN BİR OYUNCU.KALİTELİ VE AYRICALIKLI.BİZ SEVDİĞİMİZ OYUNCULARIN MÜKEMMEL OLDUĞUNU DÜŞÜNÜRÜZ .ÇÜNKÜ ONLARI GERÇEK YAŞAMDA TANIMAYIZ VE İSTEDİĞİMİZ GİBİ BİR ÇERÇEVEYE OTURTURUZ.UĞUR POLAT GERÇEK YAŞAMINDA BAZEN ÇEKİLMEZ BİRİ GİBİYMİŞ GİBİ GELİYOR.HAYATTA HİÇBİRŞEY MÜKEMMEL OLMAMALI VE OLMASIDA MÜMKÜN DEĞİL.MÜKEMMELLİYETÇİLİK İNSANA HATA YAPTIRIR.GERÇEK SEVGİ KUSRLARIYLA SEVMEKTİR YANİ HERŞEYE RAĞMEN SEVGİSİ.UĞUR POLAT TAN İZLEYİCİ OLARAK HAYATIMIZDA UZUN SÜRELER VAR OLMASINI BEKLİYORUM SADECE VE ONU ÇOK AMA ÇOK SEVİYORUM..

    Bağlantı »

  17. Yazan: isimsiz | Tarih: 2007-03-19 21:38:32
    Konu: uğur polat
    sis ve geceyi izledim.muhteşemdi.uğur polat çok çok iyi, bi oyuncu ancak bu kadar beyaz perdeden insanlara geçer.sesi, duruşu, insanı bu kadar cezbeder.insan gözlerini kapatıp saatlerce onu dinleyebilir öyle sakin huzur verici bir ses tonu varki.kendini dış dünyaya kilitleyip saatlerce onun mükemmel oyunculuğunu izleyebilir.sinemanın ve tiyatronun gerçek oyunculara ihtiyacı var. bu anlamda iyiki varsın...

    Bağlantı »

  18. Yazan: hazal | Tarih: 2007-03-16 22:14:01
    Konu: uğur polat ve röportajı üzerine..
    uğur polatı çok beğeniyorum ve bu röportajda hakkında düşündüğüm şeyleri bir kere daha doğruladığını hissettim.. o çok değerli bir oyuncu ve ta m bir oyuncu.. sürekli yağtıklarından sonra da kendisini beğenmemei onu hep daha iyisini yapmaya götürmüş olmalı ki şimdi bu kadar değerli ve her şeyin en iyisini yapan birisi o..=) onunla ilgili bu kadar zamandır oynamasına rağmen bir ben ruhi bey nasılımı izleyemedim ama hiç yer olmuıyor ve ben bir türlü gidemiyorum da ondan..okul vs yüzünden.. gidince onunla konuşabilirsem onu yüzyüze tebrik etmek istiyorum..böyle olması belki de başak burcu olmasından kaynaklanıyor ben de başağım ve hiçbir şeyi direk beğenmem çok nadirdir=)
    çok başarılı ve onu çok seviyorum..

    Bağlantı »

Add to Technorati Favorites
eXTReMe Tracker
Blogcu ile yapıldı
Web Site Hit Counters
Price Line