21/11/2006
'Tanrım, bu ses, bu ses...'
Türkçe dublajlı filmlerle büyüyen kuşak için sevdiği sanatçının gerçek sesini duymak, allak bullak edici bir şey. Vapurda, sinemada, bakkalda Tom Cruise veya Alf'i arkasında hissetmek de öyle...
14/11/2002
NESLİHAN SAVAŞ
İSTANBUL - John Wayne'in, Clark Gable'ın, Ava Gardner'ın Türkçe konuştuğunu gören ABD'liler bunu Cüneyt Arkın'ın dünyayı Farsça kurtardığını gören Türkler kadar yadırgamış olmalı. Oysa nispeten yakın bir tarihe kadar sinemalarda, televizyonda Türkçe dublaj, bir istisna değil kuraldı.
Türkiye, dublajın başarıyla uygulandığı ülkelerden biri sayılıyor. Zaten Türkiye'de seslendirme, ciddi bir sektör. Sadece yabancı diziler değil, kendi sesini kullanamayan oyuncuların rol aldığı yerli yapımlar da başkaları tarafından seslendiriliyor.
Bir kelime bin işlem
Dublaj, zahmetli bir süreç: Önce, çevirmen, filmin orijinal diyaloglarını ağız hareketlerine uygun biçimde Türkçeye çeviriyor. Sonra seslendirme yönetmeni, filmi izleyerek rollere uygun kişileri buluyor. Seslendirmenler kulaklıktan filmin orijinal sesini dinleyip, monitörden görüntüyü izlerken Türkçe diyalogları okuyorlar. Bu sesler görüntünün üzerine kaydediliyor. Burada hem oyuncunun o sahnedeki duygusunun verilmesi, hem de dudak uyumunun sağlanması gerekiyor.
Çoğunlukla çocukların da izleyebilmesi için Türkçeye çevrilen bazı iddialı yapımların şarkılarının, diyaloglarının çevrilmesi, seslendirilmesi, neredeyse filmin yeniden çevrilmesi kadar emek ve özen gerektiren işler.
Televizyon için yapılan seslendirmeler nispeten kısa zamanda bitilirken, örneğin 'Yüzüklerin Efendisi: Yüzük Kardeşliği'nin Türkçe dublajı bir ayda tamamlanabilmiş.
Genellikle tiyatrocular
Beyazperdede ya da ekranda izlediğimiz birçok filmde tanıdık tiyatro oyuncularının sesleri var. Bu tanıdık sesler film, yabancı dizi, çizgi film ve belgesellerde karşımıza çıkıyor. Bu işe emek verenler, yani dublaj yapanlar, genellikle TRT ve tiyatro kökenli sanatçılar.
Belli karakterlerle özdeşleşmiş seslere verilebilecek en iyi örnek, sesi Bruce Willis'in orijinal sesine çok yakın olan, gerçekten onunla bütünleşen ancak genç yaşta kaybettiğimiz Alev Sezer. Sezer'in ölümüyle
'sesi öksüz kalan' Bruce Willis'i seslendirmek artık biraz daha zor sanki... Dublaj yapanlar, bunun seslendirme anlamında çok özel ve az rastlanır bir durum olduğunu söylüyorlar.
Benimsenmiş sesler kimi zaman oyunculara yafta gibi yapışabiliyor. Eskiden Oytun Şanal ile Erol Amaç tiyatro sahnesine çıktıklarında seyirciler 'Mr. Spock ile Kaptan Kirk çıktı' diye fısıldaşıyormuş. Nitekim sayısız tiyatro oyunu ve seslendirdiği şiirlerle tanınan Müşfik Kenter de kısa bir süre içinde uzaydan gelmiş matrak yaratık Alf'le özdeşleşmişti.
Seslendirme, kimilerine göre bir sanat, kimilerine göreyse yan dal ya da zanaat.
İster sanat ister zanaat olsun, emektarlarına yeterli maddi karşılığı vermiyor. Sadece dublaj yaparak hayatını sürdürebilen isimlerden biri de Sungun Babacan.
Diziden belgesellere...
Babacan, tiyatro kökenli bir seslendirmeci değil. Ama şu anda sadece bu işle uğraştığını ve işini sevdiğini söylüyor. Film, dizi, reklam, belgesel seslendirmesi yapan Babacan, "Bu işi yaparken, Türkçe'nin bozulmaması için de çaba göstermek gerekiyor. Bunu sağlamak için de otokontrol uyguluyorum. Film ya da dizileri izleyen kişilere karşı bir sorumluluk hissediyorsunuz" diyor. Babacan'ın sesini Tom Cruise, Mel Gibson, Andy Garcia gibi aktörleri izlerken duyabilirsiniz.
Babacan, eskiden kanal sayısı az, hatta tekken dublaja daha fazla zaman ayrılıp özen gösterildiğini, ama artık çok kanal ve seslendirilmesi gereken çok materyal olduğunu, zamana karşı yarıştıklarını belirtiyor.
Birçok seslendirmeci de Türkiye'de dublajın olumsuz koşullara ve düşük ücrete rağmen yurtdışından daha iyi yapıldığını belirtiyor. Bunun nedenlerini taklit yeteneği ve pratik zekâ olarak açıklıyor Sungun Babacan.
'Hey neler oluyor burada?'
Seslendirme yapan sanatçılara göre, oyuncuya ses verebilmek için onun filmdeki oyununu, mimiğini, gülüşünü, susuşunu görmek önemli. Bunun için seslendirme odasına girmeden önce mutlaka prova yapmak gerekiyor. Seslendirme yapanlar Türkçenin doğru kullanılmasına dikkat etmeye çalışıyor.
Aksi halde çevrede 'Hey sen, ne yaptığını sanıyorsun?', 'Neler oluyor burada?', 'Nasıl gidiyor?', 'Bu benim özelim' gibi cümlelerle konuşanlara rastlamak mümkün. Çünkü televizyon karşısında sandığımızdan da fazla zaman geçiriyoruz. Özellikle de çocuklar...
Barmen herkese benden süt...
Seslendirme sanatçısı Murat Şen dublaj 'facia'larını anlatıyor:
'Kızıldereliler' denir. Devir, 12 Eylül sonrası. Kurul kararıyla replik değişir: Tuncelililer saldırıyor!
Özdeşleşen sesler
Alain Delon: Mümtaz Sevinç
Kirk Douglas: İstemi Betil
Rock Hudson: Çetin Tekindor
Bill Cosby ve Fred Çakmaktaş: Sezai Aydın
Whoopi Goldberg: Bedia Ener
Webster: Oya Küçümen
Uzay Yolu, Kaptan Kirk ve Dallas, J.R.: Oytun Şanal
Mr. Spock: Erol Amaç
Keanu Reeves: Murat Şen
Alf: Müşfik Kenter
Herkül, Süpermen ve Tom Cruise: Sungun Babacan.
Jüpleme, yufka
Seslendirmecilerin kendi aralarında kullandıkları bazı terimler var. Replik bittiği halde oyuncunun ağzı hâlâ oynuyorsa, 'ağız kaldı'. 'Tamam mı, anlıyor musun?' gibi eklemeler yapmaları gerekiyorsa 'yufka' yani yay, konuşmaya devam et... Sürekli aynı oyuncu tarafından konuşulan oyuncuyu başkası konuştuğunda yeni ses, eskisini 'gömmüş' oluyor. 'Jüplemek', kelimeleri yutup yuvarlayarak söylemek demek.
Bazı oyuncular prensip olarak yerli film ve dizilerdeki oyuncuları seslendirmezken, bir kısmı da böyle bir ayrım yapmıyor. Örneğin Ziya Kürküt, bunun profesyonel bir iş olduğunu, önüne ne gelirse -porno
dahil- seslendirdiğini ve dublaj yapmaktan çok keyif aldığını söylüyor.
Cosby böyle doğdu
Sezai Aydın, seslendirme yaparken sesle oyun arasında bir bütünlük olmasına çalışıyor. Bu arada hoş 'iş kaza'ları olmuyor değil. Örneğin Bill Cosby'nin dublajı. Dizide Türkçe çevirinin kısa tutulması nedeniyle, dublajda kelime eklemek zorunda kalan Aydın, kelimeleri iyice yayarak seyircinin de benimsediği Bill Cosby sesini oturtmuş. Böylece Bill Cosby'nin orijinalindeki sesinden apayrı bir tip çıkmış ortaya.
Bunun bir benzeri de, TRT'nin 'McMillan ve Karısı' dizisindeki Komiser Enright, Osman Gidişoğlu bu karakteri 'r'siz seslendirerek komiseri böyle benimsetmişti.
Aydın, dublajın sanat olduğunu düşünenlerden: "Dublaj, birçok duygunun harekete geçtiği bir iş. Seslendirilecek kişinin perdedeki mimik ve jestlerini takip edecek gözün, yabancı film seslendiriliyorsa, optik sesi algılayabilecek bir kulağın olması lazım. Bunun yanında Türkçenin doğru kullanılması çok önemli. Eldeki metinle ekrandaki film arasında iyi takip yapabilmelisiniz. Duyu organlarınızın organize çalışması gerekiyor."
Kaynak:Radikal.com.tr

Konu: seslendirmen
filmlerde en çok dikkat ettiğim aktörlerin sesleridir. bana göre en iyi seslendirmen uzmanı volkan ateş akyılmaz we sungun babacan.benm kafamdaki düşüncü will simth andy garcia we bruce willesi wolkan ateş akyılmaz seslendirmeli
Bağlantı »