5/9/2009
STAR Gazetesi Röportaj / Sezai Aydın
Usta oyuncu Sezai Aydın’ı aradım. Telefonda Fred Çakmaktaş’la konuşmuş gibi oldum. Sezai Aydın; Sylvester Stallone, Dustin Hoffman, Robert De Niro, Al Pacino, Bill Cosby gibi oyuncuları ve Fred Çakmaktaş, Joe Dalton, Değerli gibi çizgi film karakterlerini seslendiriyor. Onunla konuşmak filmleri dinlemek gibi 
Seslendirme sanatçılığı çok acayip bir şey. Görünmüyorsunuz; radyo dinlemeye de benzemiyor. Ekranda başka bir yüz var. Sihirbazlık gibi...
Doğru. Seslendiren, kendi varlığını belli etmemeli. O yüzden sesle meşhur olmak çok zor bir iş.
Peki siz nasıl bu kadar tanındınız?
Çok ünlü aktörleri konuştum ben. Çizgi film kahramanlarını seslendirdim. Bu popüler kişiler ve karakterler sayesinde sesim, televizyon seyircilerinin kulaklarına yerleşti.
Seslendirmenliğe ne zaman, nasıl başladınız?
1970 yılında televizyonda seslendirme işi ilk başladığında biz altı kişiydik. Göktay Alpman ve eşi Nermin Hanım ile Ali Özoğuz diye bir ağabeyimiz vardı. Oya Çekiç, geçenlerde kaybettiğimiz Ertan Savaşçı ve ben tiyatrocu seslendirmecilerdik. Biz işin ne olduğunu bilmiyorduk. Seslendirmeyi, yaparak öğrendik.
Karakterlere göre sesinizi ayarlıyor musunuz?
Konuştuğum karakterin mimiklerine, ağız hareketlerine, nasıl nefes aldığına çok dikkat ediyorum. Ses taklitçisi değilim. Fakat tarzlar arasında fark oluyor tabii. Stallone’u konuşurken ağzımın yarısını kullanıyorum. Fred Çakmaktaş’ta sesimi biraz kalınlaştırıyorum: ‘Viilmaaa, been geeeldiiiim!’ Bill Cosby’yi konuşurken kelimeleri yayıyorum: ‘Teo gene bir şey mi gizliyorsun, ha?’ filan gibi.
SES TAKLİTÇİSİ DEĞİLİM
Bill Cosby’nin konuşma şekli hakikaten çok farklıydı.
Evet... Rahmetli Osman Yağmurdereli dizilerde, filmlerde oynadığında onu ben seslendiriyordum. Bir gün biri bana ‘Bill Cosby’yi Osman Yağmurdereli seslendiriyormuş’ dedi.
Sesiniz dolayısıyla ilginç durumlar yaşıyorsunuzdur?
En çok da telefonla bir yeri ararken. ‘Filancayı bağlar mısınız’ deyince ‘Ay ben sizi bir yerden tanıyorum!’ diyorlar. Dustin Hoffman telefonda! (Gülüyor.)
Mesela, Güçlüler Bölgesi (Copland) filminde hem Stallone hem De Niro vardı. Ne yaptınız?
Copland filmi geldiğinde Sylvester Stallone’u mu, Robert De Niro’yu mu seslendirmek istediğimi sordular. Dedim ‘Hay Allah, ayrı filmlerde oynasalardı iki kere ücret alırdım.’ Stallone’u tercih ettim. O film sonra başka bir kanalda yayınlanacak oldu. Bu defa Robert De Niro’yu seçtim. Çünkü onun repliği daha azdı. (Gülüyor.)
Seslendirdiğiniz karakterleri, özel olarak takip ediyor musunuz?
Hayır.
AL PACINO’NUN YERİ AYRI
Sizin seslendirdiğiniz bir karakterin, başkasının sesiyle konuştuğuna rastladığınızda ne hissediyorsunuz?
Ben kendim filmleri dublajlı seyretmiyorum. Altyazılı seyrediyorum.
Hiç mi denk gelmiyor? Rocky’yi, Rambo’yu başkasının sesinden duyunca?
Denk geliyor tabii. ‘Ben daha iyi seslendirmiştim’ diyorum doğrusu.
Seslendirdiğiniz aktörler arasında en çok hangisini seviyorsunuz?
Al Pacino.
Sizden başkası seslendirmişse Stallone’u ve Dustin Hoffman’ı izlemek tuhaf hissettiriyor.
(Gülümsüyor.) Bizde, başrollere pürüzsüz sesler veriliyor. Halbuki bu oyuncuların çoğunun sesi biraz daha hırıltılı, bazen hafif çatlaktır. Al Pacino’nun orijinal sesi zaten gırtlaktan gelir. Sözüm ona jön sesiyle konuştuğunu görünce ben de izleyici olarak rahatsız oluyorum.
Reklam filmlerinde sesinizi pek duyamıyoruz, neden?
Reklam seslendirmeyi reddediyor değilim. Zaman zaman seslendiriyorum.
FİLMLER DOLGU MALZEMESİ
TRT zamanında filmlerin sonunda seslendirenlerin isimleri de ekrana gelirdi. Özel kanallarda niye yok bu?
Filmleri dolgu malzemesi olarak görüyorlar. Seslendirmenin de varlığı, emeği onları ilgilendirmiyor. Bir de sanırım telif konuları gündeme gelir diye çekiniyorlar. Seslendirme şirketleri kanallara bir şey diyemiyor. Seslendirmen işinin ardında adı görünsün diye ısrar edemiyor. Durum bu maalesef...
Fred Çakmaktaş’ta sesimi kalınlaştırıyorum. Bill Cosby’de kelimeleri yayıyorum. Stallone’u konuşurken ağzımın yarısını kullanıyorum
Shrek’in şarkısı beni zorladı
Nasıl seslendirmeci olunur?
Usta-çırak ilişkisi önemlidir. Fakat bugüne kadar kimse bana ‘Bu işi öğretir misin?’ diye gelmedi. Stüdyoda da seslendirmeyi takip edenler benim ne yaptığımı seyretmedi. Onlar da benim yanımdan ekrana baktılar. Bana bakan yok.
Biraz sitem ediyorsunuz sanki?
Evet, çünkü basit bir iş gibi görülüyor. Hakikaten çoğu yerde basitleştirdi de. Bir firma vardı, para vermemek için, güzel bir dizinin başrolünü o firmanın sahibi konuştu! Kötüydü. Bir kanal da onu yayınladı. Türkçesi bozuk, sesiyle oyunculuk yapamayan biri... Ben yadırgadım. Televizyonlarda o da yayınlanıyor, benim seslendirdiğim filmler de yayınlanıyor. Hele ki paralı kanallarda, bu böyle. Hiç kimse de ‘şu iyi, bu kötü’ demiyor.
KÖTÜ BİR DİNLEYİCİYİM
Şarkı söyler misiniz?
Hayır. Kötü bir dinleyiciyim. Şarkı söylemeyi de hiç beceremem. Müzik kulağım yoktur. Dublaj kulağı var bende. (Gülümsüyor.) En son, Shrek 3’teki eşeği seslendirdim ve onun şarkısını söyledim. Fakat epey zorlandım yani.
Yeni kuşak seslendirmecilerden beğendikleriniz var mı?
Mehmet Ali Erbil, Okan Bayülgen iyidir. Sungun Babacan, Yekta Kopan da öyle. Sungun, işe başladığı yıllarda ortaokul öğrencisiydi. Yekta ile ablası Yeşim’i çocukluklarından tanırım. Hatta onlara şakayla ‘Ben sizi tanıdığımda annenle baban daha nişanlıydı’ derim. (Gülüyor.)
Devlet memuruyum
Şu günlerde neler yapıyorsunuz?
Musahipzade Celal’in İstanbul Efendisi adlı oyununun provalarını yapıyoruz. Yeni tiyatro binamızda ilk oyun olarak Ekim ayında sahnelenecek. Savleti Efendi’yi oynuyorum. Kanal D’deki Gece Gündüz adlı dizide Emniyet Müdürü Cenap’ı canlandırıyorum.
Başka projeniz var mı?
Gerilim - korku türünde bir televizyon programı sunacağım.
1968’den beri tiyatrocusunuz. 40 yılda, tiyatroda neler değişti?
Eskiden özel tiyatrolar bol bol seyirci bulabiliyordu. Artık bulamıyor. Şehir Tiyatroları olarak biz memnunuz. Bizi yalnız bırakmayan bir seyirci topluluğu var. Özel tiyatroların sayısı azaldı. Hala eski yazarların oyunlarını oynuyoruz. Yeni tiyatro yazarları yetişmiyor...
Peki kişisel olarak sizin açınızdan durum nedir?
Tiyatroya başladığım zamanlar, bir oyuncu olarak para kazanmak çok zordu. Yapılabilecek ek işler de yoktu. Şimdi, bir ödenekli tiyatrodayım. 657’ye tabi, devlet memuru konumunda bir sanatçıyım. Ayın 15’inde maaşımı alıyorum.
Bütün bu işlerden yeterince para kazanabildiniz mi?
Hayır. Fakat ev alabildim. Halimden memnunum.
Çok sayıda dizide rol aldınız, fakat sinemada pek görünmediniz...
Bir tek Dar Alanda Kısa Paslaşmalar filminde oynadım. Rahmetli Savaş Dinçel vesile oldu. Film ekibiyle beni o tanıştırdı.
Yani hiç sinema filminiz olmayabilirdi...
E tabii. Tiyatro oyuncusu pek ortalık yerde dolaşmaz. Ben de evcimen bir insanım. E sinemacılar da pek tiyatro seyretmiyorlar. İşler de hep tanıdıklığa dayalı olarak yürüyor. Benim de pek fazla tanıdığım yok.
Yönetmen Metin Erksan’ın yeğeni misiniz?
Hayır. Metin Erksan eşimin amcası.
MURAT MENTEŞ / STAR

Konu: Ses Sezai Aydın
Fred Çakmataş'ı,Cosbiyi seslendiriyordu.Taş devri çizgi filiminibaşka bir grup seslendiriyor.Çakmaktaş'ı onun sesiyle sevdim.Stv'dede görünüyor,çeşitli yerlededesesini duyyorum.
Bağlantı »