Embed

Sahneden bir dev aktör geçti

 

Sahnede devleşen bir büyücüydü Müşfik Kenter. Perdedeki pırıltılı çekiciliği ve oyun gücüyle içimizi doldururken, bize tanıttığı her karaktere beslediğimiz hayranlığın izleri silinmeyecek
 
 
 
 

Yıl 1993. İlk kez iki devin oyununu izliyorum: ‘Konken Partisi’. Yıldız Kenter ve Müşfik Kenter sahnede. Yüreğim çarpıyor, hissediyorum. Bilmediğim bir heyecan yüzünden çarpıyor, onu da kavrayabiliyorum. Hayatta var olmanın ne demek olduğunu işte o zaman öğreniyorum. 
Mavi gözlerden içimi delen bir bakış geçiyor. O gün büyücülüğün ne demek olduğunu anlıyorum. Sonra konservatuvar, oyunculuk, işlerini takip etmek, Kenter Tiyatrosu’nun sahnesinde oyun çalışmalarındaki sohbetler derken öğreniyorum bu mavi gözlü ustanın büyücülüğünün hiç de tesadüfi olmadığını... 
Yaptığı işlerin olağanüstülüğü, yetiştirdiği sayısız oyuncu karşıma çıktıkça, o gün sahnede gördüğüm büyücünün iksirlerinin etkilerini tek tek fark ettikçe, hayatta var olmak diye düşündüğümün altını kaza kaza içimdeki karanlıktan ışıl ışıl aydınlığa ilerliyorum. Elbette o aydınlık onun gözleriyle iç içe geçiyor. 
Müşfik Kenter, konservatuvar sonrasında girdiği Devlet Tiyatrosu’ndan 1959 yılında ayrılıyor ve Muhsin Ertuğrul’la çalışıyor. Sonrasında Şükran Güngör, Kamuran Yüce’yle Küçük Sahne’deki oyunlar, Site Tiyatrosu’nun kurulması ve nihayetinde de ablasıyla ve Şükran Güngör’le birlikte, Yıldız Kenter’in biz öğrencilerine sık sık söylediği üzere “Tek tek koltuk da satarak” Kenter Tiyatrosu’nu kuruyorlar. Belki de bu topraklardaki en önemli adımlardan biri böylelikle atılmış oluyor. 
Birçok ülkede oynanan sayılamayacak kadar çok oyun ve hepimizin yakından bildiği Orhan Veli şiirlerindenMurathan Mungan ’ın derlediği, Oğuz Aral’ın sahneye koyduğu ‘Bir Garip Orhan Veli’ oyununun her temsili büyücünün yapıtlarından biri olarak yılların içinde gezinmeye başlıyor. Sahnede devleşen bu büyücü, perdedeki pırıltılı çekiciliği ve oyun gücüyle içimizi doldururken bazen televizyon dizilerinde, reklamlarda bazen de her telimizi titreten seslendirmeleriyle, aldığı birçok ödülle başarıyla dolaşıyor aramızda. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda yetiştirdiği öğrencilerini, HaliçÜniversitesi’ndeki öğrencileri takip ediyor. Bakırköy Belediye Tiyatrosu ve Kenter Tiyatrosu’ndaki öğrencilerini unutmamak gerekiyor elbette. Böyle bir büyücü ustanın elini değdirdiği herkes yeşeriyor, büyüyor, gelişiyor. 
Onu izleyerek, onun iki cümlesini duyarak da çok şey öğrenir öğrenmek isteyen. Müşfik Kenter böyle bir devdir. Dev olduğunu söylemeyen, bırakın sahneyi, perdeyi, ekrandan bile bize öğretmeyi bilen. 
Elbette dört çocuğu, bazen tatlıyı bazen huysuzu oynamaktan hoşlandığı, sonrasında hemencecik gülümseyiverdiği sohbetleri, eşi Kadriye Kenter’le özenilecek sevgililikleri, öğretmenliğiyle de gözlerimin önünde Müşfik Kenter. Bir de en çok ilk gördüğümde unutmadığım o delip geçen gözleriyle, sahnedeki başka başka insanları üzerine giymesiyle, onun bize tanıttığı her karaktere beslediğimiz hayranlığın izleriyle yani herkeste bulunamayacak yeteneğiyle. 
Bu dünyadan Müşfik Kenter geçerse elbette böyle geçecekti: Her an tekrar içimizde gezinebilen önemli eserleri yaratan bir büyücü geçişiyle. 

Yarın sahneden uğurlanıyor 
Akciğer kanseri ve buna bağlı gelişen akciğer enfeksiyonu nedeniyle 7 Ağustos’tan bu yana tedavi gören Müşfik Kenter, dün hayatını kaybetti. Kenter’in doktoru Prof. Dr. Günseli Kılınç, usta oyuncunun tedavi gördüğü yoğun bakım ünitesinde solunum ve dolaşım yetersizliği nedeniyle hayatını kaybettiğini belirtti. Kenter için ilk tören yarın saat 10.0’de Kenter Tiyatrosu’nda düzenlenecek. Sanatçı daha sonra Teşvikiye Camii’nde kılıncak öğle namazının ardından Kilyos Mezarlığı’nda toprağa verilecek.

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !