Sahne Fikret Mualla’nın!



Geçtiğimiz yıl kurulan Tiyatrodor, ilk oyununda bir ilke imza attı, ressam Fikret Mualla’nın hayatını sahneye

 

taşıdı. El Bohem-Fikret Mualla adlı oyun Mualla’nın akıl hastanesine yatırılmasıyla başlıyor. Yaşadığı bohem

 

hayatı izlemek mümkün. Ayrıca sanatçının hayatıyla ilgili ilginç detaylar yer alıyor. Picasso’yla karşılaşması,

 

hastanede oda arkadaşı Neyzen Tevfik’le olan sohbetine de tanık oluyorsunuz. Tek perdelik bu etkileyici

 

oyun sanatçının Paris’teki hazin ölümüyle sona eriyor. Oyunun yazarı ve oyuncusu Murat Şen’le

 

konuştuk…

Seray ŞAHİNLER / seray.sahinler@aksam.com.tr



- Oyunu siz yazdınız… Neden Fikret Mualla? 


Fikret Mualla renkli bir hayatı olan sıradan insanlara göre çok fantastik görülen bir sanatçı.

Ama konu bu değil. Dünyada cehaletin imparatorluğu var. Bütün bu cehaletin içinde,

herkesin birbirine benzetilmeye çalıştığı dünyada hiçbir politik angajmanı olmayan ve

sadece en özdeki bireysel varlığını ortaya koymak için yaşayan bir adam var. O da Fikret

Mualla. Nazım’ı ya da politik angajmanı olan başka sanatçıyı portre olarak seçmek

mümkündü. Daha da anlamlıydı belki ama bence anlamı olan Fikret Mualla gibi politik

angajmanı olmayan, buna rağmen bireysel varlığını sürdürebilmek adına hayatının

yaşanabilir tüm kısımlarından fedakârlık etmek zorunda bırakılan bir sanatçı. Sıradan insan

sıradandır, fonksiyonsuzdur. Üremekten başka da bir işe yaramaz. Bireyin sıradanlığı

kıracak 2 şey vardır bilim ve sanat. Bu durumda Fikret Mualla sanatçı olduğu için çekiciydi.

Bir de politik angajmanı olmadığı halde var olabilmesinin bedelini çok ağır ödemiş. Kendi

olabilmek için çok büyük büyük bedel ödediğini özetleyen bir oyun. 
 


- Fikret Mualla’nın hayatında neyi anlatıyorsunuz peki? Biyografik mi, yoksa kurgusal mı? 

 

Son derece biyografik bir oyun. Fikret’in çocukluğundan, sakatlanmasından 1967 yılındaki

vefatına kadar olan süreci zaman ve mekan atlamalarıyla anlatan bir oyun. Aslında

ressamlığını hiç izlemeyeceksiniz. Ben bir resim adamı değilim. Resmi tiyatroda anlatmak

benim harcım değil. Mualla eserlerini sadece şarap parasına yapmış zengin ‘sanatsever’ her

türlü iktidar ilişkisiyle yaşayan insanların sömürdüğü bir sanatçı. Fikret çabuk çalışır bunun

karşılığında sadece karnını doyurur. Bize çok tanıtılan Rönesans ressamları gibi hayatını

zengin ailelerin çatıları altında değil, lüks içinde zengin birilerinin ona sunduğu bir tas

çorbayla sürdürür. Çok derin hikayeleri var mı bilmiyoruz ama elbet vardır.


- Alkol bağımlılığı, akıl hastanesinde yatış süreci de olacak mı? 


Fikret’in hayatıyla ilgili etrafta yazılmış ne varsa hepsi bu oyunda var. 

 

- Ne kadar sürede yazdınız? 


2 buçuk seneyi buldu. Ben yazar değilim yazmak konusunda profesyonel yazacak birikimim

yok. Her gün belki iki satır yazarak oyunu tamamladım. 



- Fikret’in hayatıyla ilgili farklı araştırmalar yaptınız mı? Yeni isimler, kaynaklar... Yoksa

kendi bildiklerinizden mi yola çıktınız? 

 

Benim ulaşabildiğim 4 kaynak vardı Türkçede. Bu kitaplarda Fikret’in hayatıyla ilgili

anlatılmış ayrı anekdotlar var. Ama bazı hikâyeler farklılık gösteriyor. Kitaplardaki o 40-50

anekdottan 60 dakikalık bir oyun için parçalar derlendi. Kendi yazdığı mektupları kullandım.

Hıfzı Topuz’a ulaşabildik. Bizi evinde ağırladı. Fikret’in sergilerinde görme şansı

bulamadığım bazı tabloları Hıfzı Bey’in evinde gördüm. Çok keyifliydi. 40 yılı aşkın

dostlukları var. Bütün bu sürece dair çok detaylı bilgiler verdi. Bunları da kullandık. 


- Size geri dönüşleri nasıl oluyor peki? 


Bana fazla geri dönüş olsun istemiyorum

. Ama oluyor. 20 yaşında sosyoloji öğrencisi biri vardı. Fikret Mualla’yla ilk kez burada

tanışmış. Fikret Mualla ile burada tanışması zaten çok acıklı. Sonrasında okuduğu bölümü

bırakıp Fikret üzerine yoğunlaşmış. Bir bakımdan güzel evet ama bir bakımdan da saçma.

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !