|
İstanbul Devlet Tiyatrosu sanatçısı Rüçhan Çalışkur, 28 yıldır sahne tozu yutuyor ama sinemayla tanışıklığı henüz çok yeni. Tiyatro öğrencisi gençlerin çektiği kısa filmleri saymazsak eğer, Çalışkur'un kamerayla ilk buluşması Şevket Altuğ'un başrolünü oynadığı Unutma Beni adlı diziyle olmuş. Sadece sekiz bölüm sürmüş bu ilk ekran macerası. Ve kamerayla ikinci randevu, Yeşim Ustaoğlu'nun Bulutları Beklerken filmi. 12 ödüllü tiyatro oyunu Leenane'in Güzellik Kraliçesi'ni izlemeye giden yönetmen Ustaoğlu, sahnedeki Rüçhan Çalışkur'a hayran kalıyor ve kapısını çalıyor: 'Bir sinema filminde oynamaya ne dersin?' Yılların oyuncusu Çalışkur İstanbul Film Festivali'nde 'en iyi kadın oyuncu' ödülünü getiren ilk filmi Bulutları Beklerken'in ardından şimdi diyor ki, 'Sinemadan korkuyordum açıkçası ama aynı güzellikte ikinci bir film için tabi ki evet derim artık. Ödül bana şevk getirdi.'
Yeşim Ustaoğlu size bir film teklifiyle geldiğinde ilk tepkiniz ne oldu?
Beni daha önce Leenane'in Güzellik Kraliçesi adlı oyunumda izlemiş ama ben Yeşim Ustaoğlu'nu bana bir film teklifiyle gelene kadar tanımıyordum. Filmlerini izlemiştim ama şahsen tanımıyordum. Çok heyecanlandım tabii. Bana senaryoyu verdi. Okudum, çok beğendim. Hiçbir sinema filmi deneyimim olmamasına ve aslında korkmama rağmen kabul ettim. Riskli bir iş sonuçta.
En çok ne korkuttu sizi?
Senoryoyu okudum, çok zor bir rol. Üstüne üstlük dil çalışmak da gerekiyordu. Önceden ne Rumca biliyordum, ne de Karadeniz şivesini. Yoğun çalışma gerektiriyordu. Ve tabi ilk kez bir sinema filminde oynamanın getirdiği korku, ne olursa olsun... Daha önce de birkaç teklif gelmişti ama hiç sıcak bakmadım, reddettim. Senoryalarını da beğenmemiştim açıkçası. Yeşim'le 10 aylık bir çalışma sürecimiz oldu, birebir kamerayla tanıştım. Sonra çekime girdik ama o çalışmanın getirdiği güvenle çok rahatlamıştım zaten gerçek çekimlere başlandığında.
Çekimler Tirebolu'nun en yüksek noktalarında yapıldı. Koşullar sert olsa gerek...
Ama çok güzel yerler... En tepelere çıktık. Dokuz saat zirveye tırmandık yürüyerek. Elektrik, su, tuvalet dahi yoktu. Toplam üç hafta kaldık. Bir odanın içinde dört-beş kişi uyku tulumlarında yattık ama çok zevkliydi. Hiçbir ulaşım imkanın yok. Keçilerin, ineklerin arasındasın ama şimdi 'gel' deseler yine giderim. O kadar sevdim orayı. Böyle bir yer görme imkanına bir daha kolay kolay sahip olamam gibi geliyor.
Sizi en çok ne zorladı filmin çekimlerinde?
Biraz hijyen meraklısı olduğum için tabii ki birtakım zorluklar yaşadım. Yüzünü yıkamak için bile su taşıyıp getiriyordun. Sular buz gibi, tuvalet sorunu var, giremiyorsun. Her taraf uçurum, çamurlara batıyorsun. Ama çok da şey öğrendim mesela. Sopayla yokuştan nasıl çıkılır, uçurumdan nasıl inilir? Ayaklarımın üzerinde çömelerek kaymayı öğrendim mesela. Şartlar zordu gerçekten.
Filmi izlediniz, kendinizi nasıl buldunuz?
O kadar heyecanlıydım ki. Şu anda bana sorsan neydi, ne oldu diye hiçbir şey anımsayamıyorum. Filmi izlerken 'Ben miyim bu kadın acaba' falan oldum. Filmde 70 yaşlarına yakın bir kadın var. Plastik makyaj yapıldı. Çok farklı bir kadın. Ben farklı rollerde oynamayı çok seviyorum zaten, orada da kendimi sevdim.
Filmdeki küçük rol arkadaşınız da sizin gibi. İlk defa sinema filminde oynadı, hatta ilk defa kamera gördü. Nasıldı diyaloğunuz?
Yeşim buldu Rıdvan'ı ve gerçekten çok dolaştı bulmak için. Yeşim'le ben, çok önceden gittik köye. Onların hayatlarının içine girdik, onlarla yemekler yedik. Mısır ekmeği yaptım, odun kestim köylülerle. Küfe ve odun taşımasını öğrendim. Üç aya yakın sürdü bu süreç. Beraber yaşadık her anımızı. Rıdvan'la tanışmam da öyle oldu, hep birlikteydik. Beraber futbol oynadık, güldük, eğlendik. Giderek iç içe geçtik. Hem onunla hem de oradaki insanlarla. Gelen giden sarılıyordu, çok sevdik birbirimizi biz köylülerle.
Ödül bekliyor muydunuz filmden?
Biraz sürpriz oldu. Ben galiba önyargılıydım. Bu ortamda, bu şartlar altında ödül verilir mi verilmez mi diye çok düşündüm. Bugüne kadar o kadar çok yanlış şeylerle karşılaştım ki önyargılıydım biraz ama içimde az da olsa bir umut vardı açıkçası.
Kime ya da nelere karşı bu önyargı?
Türkiye'de medyatik isimler hep ön planda tutulduğu için... Ben böyle bir iddiası olmayan bir insanım. Ben sadece doğru oyuncu olma yolunda savaş veriyorum.
'Ben medyatik değilim, bu ödül bana gelmez' diye mi düşündünüz?
Açık söylemek gerekirse evet, öyle düşündüm.
Tiyatroda ödülleriniz var ama. Orada farklı mı?
Tiyatroda böyle değil. Tiyatroda yönetmen sizi 'gerçekten o rolün altından başarıyla kalkabileceğinizi düşündüğü için' seçer. Sinemada pek öyle değil. Kim ilgi çeker, ona yöneliyorlar. Gördüğüm örnekler bunu gösteriyor zaten. Hepimiz görüyoruz.
Ama ödülü siz aldınız...
Evet, o da doğru (gülerek). Orada bir ikileme düştüm. 'Allah allah nasıl oldu böyle bir şey' diyerek sevinçten çok şaşkınlık yaşadım. Hala daha şaşırıyorum.
Ödüller şevk getirir derler, size de getirdi mi? Bundan sonrası için 'Artık sinema da var' der misiniz?
Tabii ki şevk getirdi ödül. Açıkçası aynı güzellikte ikinci bir film için tabi ki evet derim artık. Ama bu zamana kadar evet demeye yanaşmıyordum, çünkü korkuyordum. 'Bu zamana kadar niye sinema olmadı?' demiyorum. Beğenmedim olmadı ama bir neden daha var, yönetmenler. Birincisi oyun seyretmiyorlar. Madem ki sinemanın içindesin, senin oyuncuya ihtiyacın var. Gelin, oyunları seyredin. Ordan seçin oyuncularınızı. Bugün Türk tiyatrosunda çok değerli oyuncular var, ordan seçin. Yönetmenler ve yapımcılar hiçbir şey yapmayıp salt medyatik isimlerle çalışmaya kalkışınca ister istemez sen de şüphelere düşüyorsun, 'Aman ben de bu işin içinde yar almayayım' diyorsun.
Peki ya televizyon? İster misiniz bir daha dizide oynamak?
Şu anda bir dizi yaptım. Cumartesi akşamı TRT1'de yayınlanmaya başlıyor. Adı Zeytin dalı. Senaryo güzel. Oyuncuları ve yönetmeni sevdim. Tiyatro öğrencisi gençler var. Çoğu diziye göre nispeten daha kaliteli. Bir adım attık bakalım. Bundan öncekilerde çok dikkatli davranıyordum, umarım bu dikkatimin karşılığını alırım.
Yıllarca çok dikkatli, çok seçici ama peki ya maddi imkanlar? Yetiyor mu size sadece tiyatrodan kazandığınız?
Maddi imkansızlıklar yaşadım tabii. Üstesinden gelmek için 28 yıldır dublaj yapıyorum. Böyle yürütüyorum, yan gelirle.
Sadece tiyatroyla geçinebilir mi bir oyuncu?
Kesinlikle mümkün değil. Bulgaristan'da Rusçuk Devlet Tiyatrosu, her oyuncusuna 70 metrekarelik ev vermişti. Çok hoşuma gitmişti bu durum. Bizde niye böyle güzellikler yok, üzülmüştüm, üzülmeye devam ediyorum.
Feride ÇIKIT / AKŞAM |
0 yorum yazılmıştır