« Önceki | Sonraki »

22/11/2006

Parla Şenol

 

  

                http://www.parlasenol.com/

 

Nasıl başladım?

Seslendirme yapmaya daha ilk filmim olan Hancı filmiyle 5 yaşında iken başladım. 6. – 7. derece bir rol olduğu, ve herhalde repliklerim kısa olduğu için ezberleyerek yaptım sanırım... Ama hemen ardından, okula başlamadan önce okuma ve yazmayı öğrenmiş olduğum için, ezbere gerek kalmadan dublajlarımı yapmaya başladım.

Ancak o dönemde benden önceki yegâne çocuk yıldız olan Zeynep Değirmencioğlu yani Ayşecik’i bir büyük; Nursan Diltemiz konuştuğu için bazı yapımcı veya yönetmenler doğal çocuk sesi yerine onu tercih ediyorlardı. Aslında bu düşünce tüm filmlerim içinde 2 veya 3 kere karşılaştığım bir durumdur. (Hatta içlerinden biri, sonradan güzel bir dostluğa dönüşen bir kavga ile, canım “eşşek ağabeyim” Zafer Davutoğlu ile babam arasında yaşanmıştı.) Bunun dışında, okul zamanlarına denk düşen, başka bir filmin setinde olduğum, ya da hasta olduğum birkaç filmimi de kendim konuşmadım, ama hepsi beşi altıyı geçmez yanlış hatırlamıyorsam...

Uzun lafın kısası, ben bugün yaptığım mesleğime kendi filmlerimi seslendirerek 1961 yılında başladım. Ancak profesyonel olarak yapmaya başladığım yıl 1981 dir...

O yıllarda sahne çalışmalarından, bulunduğum çevrede kendimi yabancı hissetmenin de etkisiyle, çok sıkılmış ve bunalmıştım. Üniversiteden mezun olmak üzereydim ve psikoloji alanı, önü çok açık olan bir çalışma imkanı vaad etmiyordu. Buna karşın mutlaka çalışmak istiyordum. Bunda hem çalışmadan duramayan yapımın etkisi vardı, hem de maddi açıdan çalışsam pek de fena olmayacaktı. Böylece var olan yeteneklerim dahilinde yapabileceğim bir iş olarak karşıma seslendirme çıktı.

1981 yılında bir gün babamın dayısı Necdet Mahfi’nin  kızı olan Jeyan Mahfi beni kolumdan tutarak Lale film stüdyosuna götürdü. İlk “kaşe”m -yani o zamanlar 3 saatlik çalışmaya karşılık olarak alınan ücret- 1500 TL. idi.
O ilk seslendirmemde “Don Juan” filminde bir sevişme sahnesi konuşmam gerekiyordu. Oysa çevremde halam da dahil olmak üzere, daha önce kendi filmlerimde birlikte çalıştığım ve saygı duyduğum abilerim vardı. Utanıyordum, ama nihayetinde bebek de değildim. 25 yaşında, hayata başka bir yönde atılmaya çalışan genç bir insandım. “Bu mesleği yapacaksam, bunu çok normal bir şeymiş gibi atlatmam, ve bu rolü sesimle oynamam gerekir” diye düşünerek, becerebildiğim kadar konuştum... Pek fena olmamış olsa gerek ki, o günkü ilk yönetmenim Cezmi ....., ondan sonra da çağırmaya devam etti beni dublajlara...

Neler seslendirdim?

Benim bu işe başladığım yıllarda sadece sinemada oynayan filmlerin Türkçe dublajları ve Türk filmlerinin dublajları yapılırdı. Yetenekli de olsa bir çömez için zaten azıcık olan TRT seslendirmelerinde görev almak, veya sinema, radyo reklamlarında konuşmak adeta mucize idi. Ama hemen o yıllarda ülkemizde video salgını başladı ve biz bir sürü seslendirmeci genellikle birbirine yakın olan stüdyoların birinden çıkıp diğerine giderek çalışıyorduk. Giderek o çevrede yerim sağlamlaştı. Bu arada özel kanallar arttı ve niteliğin yerine niceliğin geçtiği özel stüdyolar, tekel mantığı ile çalışmaya başladı. Bunlardan birinin devamlı sanatçılarından biri olarak, o sırada önüme ne gelirse konuşmaya başladım...

Eş zamanlı olarak, TRT’de de çalışmaya başlamıştım. Orada başladığım Yalan Rüzgarı isimli dizideki “Nina” karakterini konuşmayı, özel bir kanala geçtikten sonra da, iş koşullarından pek hoşlanmamakla birlikte yıllarca, sabırla sürdürdüm. Ancak koşullar, dayanamayacak hâle gelince, neredeyse çocuğum saydığım o rolden, yolda görsem kendim niyetine sarılabilecek kadar yüzünü, mimiklerini, reaksiyonlarını tanıdığım o oyuncudan ve yarattığı karakterden ayrılmak zorunda kaldım.

TRT’deki diğer çalışmalarım, ara ara özel stüdyolarda yaptığım özel çalışmalarla birlikte sürdü... Bu yıllar içinde, ve bugün bu yaşımda hâlâ; 5 yaşında erkek çocuğundan başlamak kaydıyla, 15-16 yaşa kadar erkek, ve yine 5 yaşında kız çocuğundan başlamak kaydıyla, tüm yaş dilimlerini içine alarak, kısa konuşmalı bir kompozisyon olmak kaydı ile, 85-90 yaşına kadar kadın konuşabiliyorum... Çünkü bir insanda çıkan sesin yaşı, o sesin berraklığı ya da tınısından ziyade, konuşmadaki “tavır”, “eda” ile belirlenir. Bir oyuncu olarak ben de, sesimi teknik olarak değişik şekillerde kullanmanın yanı sıra, tavırla da oynayarak, bulunması ender genişlikte bir yelpazede seslendirme yapıyorum.

Sesle oynamayı gerektiren rollerden, spiker tarzı “düz ses”e kadar, elimden hiçbir şey kurtulamıyor J)))
Ara sıra reklam filmlerinde konuşuyorum.

2000 yılından bu yana NTV’de değişik programları seslendiriyorum.

Çok seyrek de olsa İngilizce, Fransızca ve İtalyanca dublaj yapıyorum.

Bütün bunların üzerine bir de evde konuşuyorum..... Varın anlayın siz kocamın ve arkadaşlarımın hâlini... !




Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Add to Technorati Favorites
eXTReMe Tracker
Blogcu ile yapıldı
Web Site Hit Counters
Price Line