Modern Köleler

 


Sessizliğin sesi diyorlar kendilerine. Modern köleler onlar bence.

Seslendirme sanatçıları onlar. Hayallerimize can verenler, görüntülere sesleriyle ruh katanlar.

Tek kanallı tv’den bu yana, onlar her akşam evimizin konukları.

Hiç provasız, ekranda başka dilde konuşan insanların sesi olabilmek nasıl bir iştir? Nicholas Cage de konuşsanız, Demi Moore’da ya da Polat Alemdar’ı da durum aynı. Bazen otistik, bazen sarhoş, bazen deli, bazen hiperaktif.

Deli işi mi, fazla akıl işi mi bilemiyorum ama; bu insanüstü işi yapan değerleri üç kuruş paralara çalıştırdıklarını biliyorum. Üç kuruş paraya, herhangi bir sosyal güvencesi olmadan ve kıymet bilinmeden.

Hangi jenerikte görüyoruz ki seslendirenleri?

Elbette medyatik bir isimseniz, siz de seslendirme yaparsınız ve elbette üç kuruştan fazlasını(!) alırsınız. Belki bu yüzdendir bu medyatik seslendirmecilerin seslendirme sanatçılarının içler acısı durumunu gündeme getirmeyişleri. 'Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın canım.' hadisesi.

Ben medyatiğim ve herkes biliyor ki o çizgi film karakterini ben seslendirdim, ee, paramı da aldım, belamı mı isteyeceğim ki?

Seslendirme sanatçıları köhne seslendirme stüdyolarında üç kuruşa çürürken,

İki kuruşa bir sertifika sahibi olan seslendirme sanatçısıyım diye ortalarda dolaşırken,

Medyatik isimler bir seslendirmeden duayenlerin onlarca işinin on kat fazlasını alırken,

Bu işin duayenlerinden kimselerin haberi yokken,

Kocaman bir sektörün kocaman çarkları bu ustaları öğütürken,

Yurtdışında bu işi yapanlar jaguarlara binerken,

Onların işi oyunculuktan da zorken…

Türkiye’min bir başka gerçeğiyken, maden işçisinden farkları yokken, hatta sosyal güvenceleri olmadığından daha beter bir haldeyken…

Stüdyoların da kanalların da medyanın da bilip de bilmezden geldikleriyken…

Utanıyorum ben.

 

Özgün ÖZTÜRK,   ozgun@yasamhakkinasaygi.com

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !