Herkes benim sesimle meşhur oldu

Herkes benim sesimle meşhur oldu (Röportaj)
 
Ses tonu, oyunculuğu ve öğrencileriyle diyaloğu ile sevilen bir sanatçı Aliye Uzunatağan. Bir dönem Çocuklar Duymasın dizisinde oynayan Ayşecan Tatari'nin de annesi olan Uzunatağan, birçok oyuncuya koçluk yapmasına rağmen kızının oyunculuğuna hiç karışmadığını belirtiyor.

Şehir Tiyatroları'nın mutfağı yanında evinin mutfağında da çok iyi olan Uzunatağan "Mutfakta çok iyi yemek yaparım. Evimin bütün işlerini ben yaparım. Bayramda tatile gitmem, anne babamın mezarını ve akrabalarımı ziyaret ederim." diyor.

18 dizi ve filmde rol aldınız. Ekran için epey geç kalmadınız mı?

Geç oldu, bunu bilinçli olarak bekledim. 9 yaşından beri tiyatro yaptığım için ekrana çıkmayı düşünmedim. Ben Muhsin Ertuğrul ekolünden geliyorum. Değil ekrana çıkmak, seyirci tiyatroyu tam terk etmeden kulisten sokağa çıkmamıza bile vermezdi Muhsin Bey. Uzun yıllar sırf tiyatro yaptım, sonra hayat koşulları ve değişen sistem ve yönetmenlerin bu işe eğilmesiyle ekrana çıktım. Genç yönetmenler sevdirdi bana bu dünyayı. Şimdi zaten çok seçici davranıyorum. Bir dizinin tutacağını Aliye olarak biliyorum. Çok şükür iki hafta oynayıp da kalkan dizim yok, en az bir yıl sürdü. Sosyal bir konuya değinen dizileri tercih ediyorum. Amacım 'oyunculuğu becerebilecek miyim?' idi. Hâlâ bana bir rol verilecekse elim ayağım titrer. Yaş aldıkça korkuları daha da büyüyor insanın. Bir teknisyen arkadaşımız bile prova izliyorsa ona sorarım olmuş mu diye?

Senaristler dizilerin uzun sürmesini protesto ettiler geçenlerde. Bir oyuncu koçu olarak nasıl bakıyorsunuz bu uzunluğa?

Evet çok uzun. Oyuncular gerçekten çok çile çekiyorlar. Aynı zamanda kamera arkasındaki ekibin de hiç dur durağı yok. Benim yaşımdan dolayı, çekimlerim üç güne ayarlanıyor. Bir de çok yoğunum, yaptığım işleri saysam röportaja sığmaz. İstanbul Şehir Tiyatroları'nda genel sanat yönetmen yardımcısıyım, 8 sahnenin damından musluğuna kadar her şeye koşturuyorum. Sendikası olması lazım oyuncuların, AB uyum yasaları sürecinde bakanlık ilgilenecektir herhalde bu konuyla.

Bir yol ayrımına gelseniz tiyatro mu sinema mı öncelikli olur?

Ben hiç yol ayrımını düşünmüyorum. Allah canımı ikisini yaparken alsın. Tiyatro sahnesindeki keyif başka ama bu dizide de görüyorum ki bu toplumun ihtiyacı var. O kadar temiz bir toplumuz ki, izlediklerine öyle inanıyorlar ki! Bazen gözlerim yaşarıyor. Tiyatrocular diziler sayesinde toplumda çok tanınır oldu.

Televizyonda dizileri izliyor musunuz?

Her diziye bakarım. Türkiye çok değişti. Ama gene de emekleme dönemindeyiz. Batı yaptığı işi dünyaya satıyor, biz de yeni yeni oluyor bunlar. Oyunculuk anlamında çok iyiyiz. Festivallerde oyunculara bakıyorum, karşılıklarını hep buluyorum burada. Manken de oyunculuk yapabilir, eğitimini almak şartıyla. Şarkıcı arkadaşlar da diziler çektiler, ama eleye eleye eğitimli insanlar kalıyor. Mahsun Kırmızıgül'e de Cansu Dere'ye de koçluk yaptım.

Siz dublaj da yaptınız uzun yıllar. Sesiniz beğenildi. Onu neden bıraktınız?

Herkes benim sesimle meşhur oldu. Jeyan Mahfi'den sonraki kuşak benim Yeşilçam'da. Nur Süer, Müjde Ar, Itır Esen, Hale Soygazi. Bir tek Türkan Şoray'ı seslendirmedim. Dublajdan bilinçli olarak çekildim, 'Ancak kendimi konuşurum' dedim. Çok da hoş bir adım atmış oldum. Dublajla oynayan arkadaşlar var ama dizinin çekiminden kendini konuşmaya vakti yok bazılarının. Bir oyuncu sıfırdan var etmektir, seslendirmek bu işin % 70'idir. Fotoroman değil ki bu? Antalya'ya gidip ödül alıyorlardı oyuncular, suçları yok ama kimsenin de aklına gelmiyordu, 'Bunu da Aliye Uzunatağan konuştu' diye. BBC yapımı Düş Sokağı Caddesi Gişesi'yle Seslendirme Ödülü alan bir tek ben varım, yıllar önce.

Türkan Şoray'ı seslendirmemeniz içinizde bir ukde olarak kaldı mı?

Benim sesim Türkan'a yakışmazdı, o kadar güzel konuşurdu ki! Ben gençleri konuşarak başladım, o bir stardı, sesi de oturmuştu. Ertem Eğilmez yıllık anlaşma yapardı benimle. İyi oyuncuları konuşmak hoşuma gider.

Koçluk aslında bir oyuncuyla ömür boyu süren bir şey. Bizde niye kısa?

Koçluk ülkemizde yeni başladığı için yapamayan oyuncuya koçluk yapılır zannediliyor. Koç, oynatan değil, malzemeyi toplayıp o karakteri o oyuncuya giydiren insandır. Al Pacino kötü oyuncu mu ki 30 senedir aynı koçla çalışıyor? Batı'da koçu olmayan oyuncu yok. Bir dönem filmi oynayacaksa, o dönemin müziklerinden edebiyatına, terbiyesinden insan ilişkilerine kadar her şeyi koç öğretir. Bunları nereden bilsin genç oyuncu? Eline, koluna, kaşına karışmaz koç. Koçluk bu ülkede benimle başladı. Ben hâlâ workshop'lara katılıyorum; talebeyim, hâlâ öğreniyorum. En son metotları öğrenip öğretiyorum, Aliye Uzunatağan'ın kendinden bir şey yoktur öğrettiği. Ben yöntem, metot hocasıyım. Işıl Azak diye bir genç oyuncuyu hazırladım Londra'yı kazandırdım. Bu bilgiler niye bende kalsın, paylaşmayı çok severim. Hakkari'den gelip kapımı çalıp 'konservatuar okumak istiyorum' diyeni beş kuruş para almadan yetiştiririm, kazanırsa yapacak yer ayarlarım. Okuttuğum çok çocuğum var. Anadolu, İstanbul'dan daha çok tanıyor beni.

RÖPORTAJ: Salih Zengin

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !