Genç Sesler

ÇİZGİ KAHRAMANLARIN GÖRÜNMEYEN GENÇ SESLERİ

 

 

Çizgi-Animasyon kahramanlara sesleriyle hayat veren, hiç bir zaman görünmeyen genç ses ustaları ile Akşam´dan Taylan Efe konuştu..

Çizgi Filmlerin Görünmeyen Sesleri

Sadece gördüğümüz yetmez hiçbir zaman, görüntü olup da ses yoksa en büyük rahatsızlıktır bu. Sözkonusu olan her neyse izletemez kendini, sessiz filmse çok geride kalan ayrı bir sanat ve yazıldığı gibi okunmaz hiç bir sözcük, sestir onu anlamlı kılan. Seslendirme sanatının duayeni Levent Dönmez’in de dediği gibi; “Bir kağıdın üstündeki yazılar cansızdır. Seslendirildiklerinde ya da yorumlandıklarında hayat kazanırlar.”

Bildiğimiz ve alışık olduğumuz seslendirme sanatçıları değil bu kez konumuz. Yıldan yıla sayılarında gözle görülür bir artış yaşanan çizgi-animasyon filmlere ses verenler..

Dünyanın sayılı animasyon şirketlerinden Walt Disney ve Pixar Animation’ın ülkemiz vizyonuna da sunduğu, büyük-küçük demeden ayrı bir ilgiyle seyrettiğimiz çizgi-animasyon kahramanlara sesleriyle hayat veren, hiçbir zaman görünmeyen genç ses ustaları ile konuştuk. Tabii, bu iki kişinin başka önemli bir özelliği daha var; Onlar, Türkçe animasyon seslendirme sektöründe 22-26 yaş arası genç kategori olarak tanımlanan gruptaki dört kişiden ikisi. En son çalışmaları geçen haftalarda vizyona giren Parti Hayvanları (Party Animals) ve çok yakında seyirciyle buluşacak olan Neşeli Ayaklar (Happy Feet) olan Tuğçe Demirbilek ve Vural Özkan.


Seslendirme önceden düşlediğiniz bir iş miydi, nasıl başladınız, başka işler de yapıyor musunuz?

Tuğçe: Düşlemekten daha çok oyunculukla ilgilenen herkesin yolunun kesiştiği bir iş seslendirme. Volkan Severcan sayesinde dublajla tanıştım. Akademi İstanbul’da okurken bundan beş yıl önce İmaj Stüyoları’nda işe başladım. Şanslıyım ki bu kadar iyi bir yerde başladım bu mesleğe. Sadece seslendirme yapmıyorum. Bu işin yürümesi için bir program yapılması, alınacak kaydın metinlerinin oluşturulması başka bir dildeyse çevirisi, takibi, cast çıkartılması ve seanslama yapılması gibi prosedürleri var. Ben bu ofis bölümü işleriyle de ilgileniyorum.

Vural: 15 yaşından beri Türkiye’nin çeşitli radyolarına seslendirme yapıyorum ama kendimde farkettiğim şey, daha küçük yaşlarda çizgi film izlemek yerine reklamları izlemekti. Kendimi bildim bileli bu işi yapmak istiyordum. Aynı zamanda Alem Fm’in prodüksiyon sorumlusuyum.


Sesi ve diksiyonu iyi olan herkes seslendirme yapabilir mi, nasıl eğitimlerden geçiliyor?

Tuğçe:Bunun sesinizin güzel olmasıyla bir alakası yok. Casta uymanız ve o oyunu verebilmenizle alakası var. Bu yüzden genelde tiyatrocuların yan mesleği gibidir.

Vural: Kişi kendi kendini eğitirse önündeki örneklerden iyi yararlanır iyi dersler çıkartıp uygularsa kesinlikle çok başarılı olacağına inanıyorum. İmaj stüdyolarının workshoplarına katıldım. Türkiye’nin sektördeki marka isimleri Volkan Severcan ve Yeşim Kopan nezaretinde bir eleminasyon sisteminden geçtik.


Karakterlere tam manasıyla hayat verebilmek için oyunculuk yeteneğinin de olması gerekiyor değil mi?

Tuğçe : Kesinlikle evet.

Vural: Bana göre tiyatro eğitimi bir dublaj sanatçısı için şart ama olmazsa olmaz değil ama oyunculuk yeteneğinin kesinlikle olması gerektiği fikrinde hemfikirim. Sesteki oyunu öne çıkartmak içinde rol yeteneğinin kuvvetli olması sesteki tiyatral yeteneği öne çıkarıyor. Bütünlük yakalandığında da mükemmel işler çıkıyor tabii ki...


Karakterlere önceden çalışmak için yeterli süreniz oluyor mu?

Tuğçe: Bu da işin büyüsü bence. Oyunculukta nasıl bir rolü canlandıracağınızı nasıl bir sahne olduğunu bilirsiniz. Seslendirmede de stüdyoya girip metni alıp bir okumayla ilk görüşünüzde konuşmaya başlarsınız.

Vural: Seslendirme yönetmenlerimiz bize bu konuda çok yardımcı oluyorlar. Karakterin kişiliği, davranışları, aile yaşantısı, hatta psikolojisi hakkında bile gerekli bilgileri bize kendi hayatımızdan örnekler vererek anlatıyorlar.


Seslendirirken siz de stüdyoda hareketli misiniz?

Tuğçe: Evet kesinlikle ama bu herkes için geçerli değil. Profesyonelleştiğinizde daha sakin ve oturarak konuşabiliyorsunuz .Bu benim gözlemim tabii.

Vural: Evet,genellikle ellerim sürekli hareket halinde.


Gelen yapımlardan istediğinizi seçip seçmeme şansınız var mı?

Tuğçe: Hayır. Bir seslendirmeci rol seçmez. Belki de vardır ama ben görmedim. Dublaj yönetmenleri oturup izleyip karar verirler. Ama özellikle çizgi sinemalarda yurt dışından ana rollerin kısa görüntü ve sesleri üzerine ses testi isterler. Her role birkaç ses seçilir ve kimin konuşacağına film şirketleri karar verir.

Vural: Konu reklam dublajıysa seçici olmaya gayret gösteriyorum ama filmse uygun görülen neyse görevi hakkını vererek yerine getirmeye çalışıyorum. Eğer o işe uygun görülmüşsek bir bilinen vardır elbette. Büyüklerimizden öğrenecek daha çok şeyimiz var.


Zor değil mi adaptasyonu sağlamak, yerine göre ciddi-komik olmak?

Tuğçe: Bilmem, ben çok severek yaptığım için bu işi bana zor gelmedi hiç bir zaman.

Vural: İşte tiyatral yetenek burada ortaya çıkıyor. Ağlarken birden gülmek zor diye tek bir sözle açıklasam yetmez mi?


 
Hep çizgi film mi seslendirdiniz, neler oldu bugüne kadar?
Tuğçe: Hayır, belgesel, vcd-dvd filmleri ve çizgi dizileri de seslendiriyorum.

Vural: Sayısını hatırlayamayacağım kadar radyo reklamı ve cingılı, biraz tv reklamı seslendirdim, bir kaç tv programına da perfore yaptım. 1984 doğumluyum, bu kadar yıla şimdilik bu kadar iş sığdırabildim.


Bir günde en fazla kaç saat çalışılabilir?

Tuğçe: Uzun süren kayıtlarda ses kırılır sonra dil sürçmeye başlar. Tekrarları fazlalaşır sadece.

Vural: Saat sınırlaması olur diye düşünmüyorum. Ekip olarak rabarbasını (ortam atmosfer ve yan yoller) yaptığımız ve yakın dönemde sinemalarda olan “Parti Hayvanları” animasyonu 10-12 saat sürmüştü.


Yaşlandıkça çizgi filmler için uygun sesler olabileceğinizi düşünüyor musunuz, gelecekle ilgili hedefleriniz neler?

Tuğçe Tabii her role uygun bir ses olabilir diye düşünüyorum. Karakterle ses uyumlu olsun, doğru oyunlar verilsin, senkron tutsun ve ses de bir değişim olmasın. Zor ama keyifli.

Vural: Çizgi filmlerde de karakterler; yaşlı, genç, kirli gibi ses özellikleri taşıdığı için pek problem olacağını düşünmüyorum ve şu anki sesimle yaşlı karakterlerden de seslendirdiklerim var.


Itri Koşar, 2005 yılında seslendirme sanatçısı olarak vergi rekortmenleri arasında yer aldı. Çok para var mı hakikaten bu işte, bir ömür bununla sürer mi yani?

Tuğçe: Evet ne kadar güzel bir şey ama maalesef genelde reklam konuştuğu için vergi rekortmeni olmuştur diye düşünüyorum çünkü en kazançlı seslendirme reklam.

Vural: Yetinmeyi bilene sadece bu işle sınırlı değil her işte yetecek kadar para olduğunu düşünüyorum ama biz insanlar genelde hep daha fazlasını istiyoruz galiba.


22-26 yaş arası, Türkiye’de bu işi yapan bir elin parmak sayısı kadar olmayan kişiler olarak ünlü olmak ister misiniz, tanınmak?

Tuğçe: Tanınmak mı? Bilmem... Öyle bir şey değil de keşke daha meslek gibi bir dal olabilsek yan iş gibi değil. Geleceği olan ve kazançlı bir meslek olsa. Hatta kendi çizgi sinemamızın seslendirmelerini yapabilsek. Gerçekten güzel olurdu.

Vural: Piyasa içinde tanınmak çok hoşuma gider ve böyle şeyler duymayı çok istiyorum ama medyatik olmaktan bahsediyorsan istemiyorum açıkçası.


Herhangi bir derneğe bağlı mısınız, sendikal haklarınız var mı?

Tuğçe&Vural: Ses-Bir (Seslendirme Sanatçıları Meslek Birliği) derneği var ama tam bir sendikalaşma olduğu söylenemez. Sigortamız ve maaşımız yok.


Yabancı meslektaşlarınızdan kim, nerede, nasıl yapmış diye takip ediyor musunuz?

Tuğçe: Evet takip ediyorum ve orada ne kadar önemli bir iş olduğunu görüyoruz. Simpsons’ları seslendiren dublajcıların bölüm başına aldıkları para dudak uçuklatacak cinsten.

Vural: Özel bir araştırma yapmıyorum ama vizyondan takip ediyorum. Türkiye’de “kim, neyi yapmış”ı daha çok merak ediyor ve araştırıyorum.


Bu işin gündelik hayatlarınıza getirisi ne oldu?

Tuğçe: Herkes sevdiği işi yaparsa mutlu olur bence. Ben bu yüzden çok mutluyum.

Vural: Türkçemizi daha güzel kullandığımı düşünüyorum, harfleri yuvarlamıyorum.


Mesleğin en iyileri kimler sizce?

Tuğçe&Vural: Türkiye’de şu anda aramızda olan ya da olmayan o kadar çok iyi ses var ki. Alev Sezer, Sungun Babacan, Ali Poyrazoğlu, Mümtaz Sevinç, Murat Şenol, Rüştü Asyalı, Sezai Aydın, Volkan Severcan, Köksal Engür, Umut Tabak, Ali Düşenkalkar, Altan Gördüm,Yekta Kopan, Ziya Kürküt, İstemi Betil, Çetin Tekindor, Levent Özdilek, Pekcan Koşar, Özden Ayyıldız, Gülen Karaman, Sezai Aydın, Murat Şen,Toprak Sergen, Mazlum Kiper, Naci Taşdöğen, Okan Bayülgen öyle iyi sesler ki ama yeni ve genç dublajcılara ihtiyaç olduğu kesin.

 

Röportaj:
Taylan Efe Çeki

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !