« Önceki | Sonraki »

20/7/2006

Filmlerimizin sesi neden ‘fıs’?

 

ZAMAN

 

Filmlerimizin sesi neden ‘fıs’?

Yerli dizi ve Tv filmlerinde teknik imkansızlık ve maddi zorluklardan dolayı, sesli çekim yapılmadığı için yine dublaj sorunu ciddi bir mesele olarak karşımızda duruyor. Bir çeşit “Manken sete, oyuncu dublaja’ durumu hakim sessiz çekimli dizi ve filmlerde.

 

 

Tv yayıncılığında ise dublaj çok farklı mecralarda seyir halinde. Öncelikle TRT dublajı ve özel kanal dublajlarını kesinlikle birbirinden ayırmak gerekiyor. Dublaj filmin ve yayınlanacağı kanalın kalitesine göre değişkenlik arz ederken, iyi bir dublajın olmazsa olmaz şartı; bir filme ayrılan bütçenin büyüklüğü. Zira seslendirme sanatçısının kalitesinden, ses masasındaki ‘fade in–out’ kullanımına kadar bir dolu parametre direkt olarak maddi boyutla ilgili. Ne yazık ki, birçok özel kanal ses ve efekt kanalı, miksaj önemsemeden tıkış tıkış yapılan üstünkörü dublajlarla geçiştiriyor filmleri. Bu sebepten özel kanallarda dublajlı film izlemek, filmin diğer ses ve efektlerini hiç duymamak anlamına geliyor. TRT ise bu konuda çok hassas. Gerek telaffuz (pronunciation) gerekse fonetik açıdan TRT’de yayınlanan filmler ve dizilerin daha seçkin ve seviyeli olduğunu söylemek mümkün.

 

TRT, resmi bir dil kullanma hassasiyetini çoğu zaman abartıp, herhangi bir filmde geçen gündelik sokak konuşmalarını bile, aristokrat bir jargona dönüştürerek, filmin doğallığından, ona kalite katmaya çalışırken çok şey eksiltmeyi başardığı da oluyor şüphesiz.

Yerli dizi ve Tv filmlerinde teknik imkansızlık ve maddi zorluklardan dolayı, sesli çekim yapılmadığı için yine dublaj sorunu ciddi bir mesele olarak karşımızda duruyor. Bir çeşit “Manken sete, oyuncu dublaja’ durumu hakim sessiz çekimli dizi ve filmlerde. Film oyuncusu, ‘iyi resim veren, çoğu aktörlük formasyonundan uzak, güzel kız ve yakışıklı erkek’; buna mukabil, konservatuvar eğitimi görmüş, sahici oyuncular, ya gittikçe seyircisini yitiren sahnede kalmış ya da –ekmek parası için– dublaj sektörünü seçmiştir. İlhan, bu gidişatın sonunu şöyle değerlendiriyor: “Bu onlara yaradı mı? Belki hayatlarını kazandılar, içlerinden zengin olanlar da çıktı; ama Türkçenin anlaşılmaz derecede yozlaştırıldığı, bir ‘dublaj Türkçesi’ yaratıldı: o kadar ki, Batı’da çekilmiş, ecnebi filmleri, Türkçeleştirildikleri takdirde, o acaip ‘tonlama’, o, ‘abartma’ ile; kimliğini de, ‘özgün’ kişiliğini de derhal kaybetti.” Sonuçta ortaya, teknik özelliklerin katledildiği, üç–otuz kuruşa çıkarılmış, ucuz özel kanal film sesleri, TRT’nin resmi dile yakınlaştırmak için olmadık tonlamalar ve vurgularla ağırlaştırdığı ağdalı bir paradigma dublajı arasında salınan tuhaf bir ses dünyası çıkmış oluyor.

 

                                                                                                                   M.Nedim Hazar

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Add to Technorati Favorites
eXTReMe Tracker
Blogcu ile yapıldı
Web Site Hit Counters
Price Line