« Önceki | Sonraki »

19/7/2006

'Dublaj'ın sesi gerildi

'Dublaj'ın sesi gerildi

Bir dönem Türkiye'de televizyon ve sinema karakterleriyle zirve noktasına ulaşan film seslendirme kalitesi gittikçe geriliyor. Eski dublajcılara göre bunun sebebi prodüksiyon firmalarının yüksek kâr hırsı, yenilere göre de kıdemli dublajcıların çok yüksek ücret talep etmeleri. Sebep ne olursa olsun, acı bir gerçeği ise artık herkes kabul etmekte: Efsanevi Türk dublajı can çekişiyor!

Ülkemizde, 1990'ların ortalarına kadar süren uzunca bir zaman dilimi boyunca, söz ne zaman yabancı filmlerin seslendirme çalışmalarından açılsa, hemencecik ortaya atılan cüretkâr bir iddia vardı: "Türk dublajı, teknik ve sanatsal düzey olarak dünyadaki benzerlerinin en iyisidir!" Aslında çok da mesnetsiz sayılmazdı bu iddia. Hele de, TRT'nin siyah-beyaz yıllarında pek çok televizyon kahramanına yepyeni -ve özgün- birer kişilik kazandıran, çeviri açısından olağanüstü başarılı, karaktere tamamen oturmuş sesleri andığımızda bu türden bir böbürlenme için hiç de haksız olmadığımızı düşünmek bile mümkün.

 

Ünlü oyunculara 'marka' sesler

Bu noktada hemen Komiser Colombo ve Baretta'yı -nâmları ABD'ye uzanacak kadar- büyük bir başarıyla seslendiren iki rahmetli tiyatrocumuz Savaş Başar ile Soner Ağın'ı anmak gerekir. Aynı şekilde, tiyatro sanatçısı Sezai Aydın, gerçek sesi hiç de matah olmayan Sylvester Stallone'ya getirdiği özgün yorumla ünlü aktörü oyunculuk değeri açısından tam anlamıyla ikiye katlamıştı Türkiye'de. Aydın, Stallone gibi Robert De Niro, Bill Cosby ve Al Pacino'yu da Türkiye'de sevdiren dublajcı unvanına sahip. Sesi Bruce Willis ile özdeşleşen tiyatrocu Alev Sezer de bundan birkaç yıl önce rahmetli olduğunda, seslendirme yönetmenleri uzun süre Sezer'in yerini dolduracak ikinci bir Willis ustası aramışlardı. Aynı şekilde, iki ünlü 'Tom' -Tom Hanks ve Tom Cruise- denilince de bu işlere biraz meraklı olanların aklına hemen Sungun Babacan gelir. Babacan'ın seslendirmediği bir Cruise ya da Hanks filmi çoğu kez yavan bir tat bırakır kulaklarımızda..

 

Fabrika usulü dublaj

Ancak kabul etmek gerekir ki Türk dublajının o altın günleri artık yavaş yavaş gerilerde kalıyor. Şimdilerde çeviriler işin uzmanları tarafından değil, filoloji fakültelerinin henüz birinci sınıflarındaki gençler tarafından, komik denilecek paralar karşılığında yapılmakta. Hâl böyle olunca da ünlü savaş filmlerinde geçen 'füze' (missile) gibi basit sözcükler bile anlamsız biçimde 'misil' olarak telaffuz edilebiliyor!

 

Kıdemli seslendirme sanatçıları sektördeki bu kötüye gidişin baş sorumlusu olarak, bütçe ve zaman kaygısıyla fabrikasyon seslendirmelere yönelen prodüksiyon firmalarını görmekteler. Ve gelecek kaygısıyla bu firmalardaki kalitesizliğe çanak tutan genç kuşak dublajcılar da ustaların ağır eleştirilerinden bolca nasiplerini alıyorlar. Onlara göre "dublaj" evrensel değeri olan ve büyük ölçüde tiyatrodaki oyunculuk eğitiminden beslenen bir sanat dalı; ancak bu işin Türkiye'de tamamen suyu çıkarılmış durumda...

 

http://www.yenisafak.com.tr

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır

Add to Technorati Favorites
eXTReMe Tracker
Blogcu ile yapıldı
Web Site Hit Counters
Price Line