“Dublaj aslında zincire vurulmuş bir oyuncu demek bence…”

Bu ayki röportaj konuğumuz 20 yıldır seslendirme yönetmenliği yapmakta olan, yazar, programcı, oyuncu, seslendirme sanatçısı Boğaçhan Sözmen

•    E.Ü- Boğaçhan Bey 84 yılından itibaren seslendirme yönetmenliği yaptığınızı öğrendim, biraz bize bahseder misiniz Seslendirme yönetmenliğinin nasıl yapıldığı hakkında?

•    B.S- Bilgi tam olarak doğru değil. Aslında 1982 yılında TRT Ankara Radyosu Çocuk Kulübünün sınavlarını kazanarak ilk diksiyon, fonetik, seslendirme, mikrofon teknikleri, röportaj ve programcılık teknikleri vb. konularda aldığım eğitimin ardından, kurumun yapımlarında (öncelikle radyo) seslendirme sanatçısı olarak çalışmaya başladım. Ardından geçen zaman içinde yazar, programcı, oyuncu, seslendirme sanatçısı gibi görevlerde radyo - TV yapımlarında çalışmaya devam ettim. İlk yönetmenlik çalışmalarım yine aynı yapının radyo çocuk programlarında oldu. Sanırım 1990 yılı civarıydı. Ardından TV seslendirmesi alanında da yönetmenlik yapmaya başladım. Aslında Seslendirme Yönetmenliği dendiği zaman herkes aynı şeyi anlamıyor. Hatta özellikle dış kaynaklı TV yapımlarında yönetmenlik neredeyse devre dışı kalmak üzere. Bunu iyi bir şey olarak anlatmıyorum elbette. Piyasa şartlarının getirdiği tatsız bir durum bence. Seslendirme yönetmeni öncelikle aslına uygun çok iyi bir rol dağılımı yapmalı, ardından yine yapımdaki oyuncunun oyununu aslına en yakın şekilde yakalamak üzere seslendirme sanatçısını yönlendirmelidir.  Bu arada çok iyi Türkçe bilmeli, dil hatalarına müdahale edebilmeli, yayınlanacak bir yapıtın gençler, çocuklar ve okumaktan fazla haz etmeyen bir toplum tarafından seyredileceğini bilerek o yığımın sokaktaki dili etkileyeceğinin farkında olmalıdır. Bu açıdan aslında büyük sorumluluk gerektiren bir görev. Radyoda ise bu daha farklı. Orada yönetmen ve oyuncu seslerle bir dünya canlandırıyor. İşleri daha zor ama dublaja göre çok daha özgürler. Orada gerçekten sesli bir tiyatro yapıtını yönetmek gerekiyor. Bu da hem tiyatroyu, hem radyo tekniğini iyi bilmeyi gerektiriyor.

•    E.Ü- Seslendirmenin en zor kısımlarından bahseder misiniz?

•    B.S- Her şeyden önce çok iyi oyunculuk eğitimi olmalı. Ardından bir kaç işi aynı anda ve hakkıyla yapabilmeyi gerektiriyor. Göz hem izleyecek, hem okuyacak. Kulak çok iyi dinleyecek, hem oyunculuğu, performansı takip edecek, hem senkronu. Bütün bunların yanı sıra dil de en doğru şekilde ve en iyi oyunculukla o oyunu seslendirecek. Sakız çiğnerken yürüyemeyenlerin olduğunu düşünürsek, biraz komplike bir iş... Bunun yanı sıra takip edebilecek kadar yabancı dillerin farkında olabilmekte yarar var. Kendine hakim olmak, orijinal yapımdaki oyuncunun yaptıklarından fazla ya da eksik bir şey yapmamaya gayret etmek gerek. Altında kalınmamalı ama üstüne de çıkılmamalı. Yani dublaj aslında zincire vurulmuş bir oyuncu demek bence. Yerli yapımlarda kendi oynadığınızı bile konuşsanız oyunculuktan ciddi yüzdelerde kayıp olacağını bilmelisiniz. Sonuçta oynadığınız alan, an, ortam, ısı, kostüm vb. hiç bir şart stüdyodaki ile aynı değil. Bunlar da oyuncunun beslendiği şeyler. Aynı duyguyu stüdyonun çıplaklığı içinde hatta darlığı içinde yakalamak zorundasınız. Bu pek kolay sayılmaz.

•    E.Ü- Bir dublaj’ı ne kadar zamanda tamamlıyorsunuz? (Uzun metrajı)

•    B.S- Bu seslendirmenin yapıldığı yapıma, hedefe (sinema mı, TV mi, DVD vb. mi?) ondan beklenen sonuca, çalışılan stüdyoya, özet olarak şartlara bağlı değişen bir konu. Ama kabaca şöyle denebilir. Yönetmenlik ve teknik açıdan televizyon için bir film tüm detayları ile 1-2 günde biterken (sadece başrolünü konuşuyorsam o zaman iş benim için filmin toplam süresi kadar hatta daha kısa sürebilir), sinema için bu bir hafta, hatta bir kaç ayı bulabilir (Konuşmacı olarak da 1-2 gün zaman geçebilir. Tabi müzikli yapımlar gibi özellikli işler bu durumdan istisnadır).

•    E.Ü- Yönetmenliğini yaptığınız çalışmalarda casting oluştururken zorlandığınız durumlar oluyor mu?

•    B.S- Eldeki olanaklarla iyi rol dağılımı yaptığımı düşünüyorum. Şimdiye kadar : "Hay Allah şu da pek uymadı" gibi bir şey içimden geçmedi. Orijinali çok dikkate aldığım için yanılgı payı az oluyor. Hatta Benim kendi stüdyomda Kanal D için yaptığımız "Açıl Susam Açıl" ("susam sokağı" projesinin dış kaynaklı bölümleri) yurtdışındaki yapımcı-dağıtımcı firma tarafından uzun yıllar diğer ülkelere ideal seslendirme örneği olarak gönderildi.

•    E.Ü- Sizce bir seslendirmen her şeyi seslendirmeli mi yoksa seçici mi davranmalı biraz daha?

•    B.S- Bugünün iş dünyasında kimsenin fazla seçici olma şansı yok. Çünkü piyasa zaten seçici değil, aksine sadece ucuzcu. Bu şartlarda sadece seslendirme ile ekmek yemeye çalışanların seçici olma şansı sıfıra yakın. Öte yandan star diyebileceğimiz aşamada olanlar ya da daha kalbur üstü çalışabilenler zaten bu olanaklarını kullanıyor.

•    E.Ü- Türkiye’nin dublaj’da çok iyi yerde olduğu söyleniyor, sizin görüşünüz ne acaba ülkemizdeki durum için?

•    B.S- Ülkemizde gereken şartlar oluştuğunda (bütçe, çalışma şartları, doğru kadrolar, doğru teknoloji vb.) bu iş gerçekten hakkıyla yapılabiliyor. Bu şartların yarısı bile yokken yine de eli yüzü düzgün işler çıkıyor. Ama nasıl bir makinalaşma ile yapıldığını düşünürsek yapabileceğimizin çok gerisinde işler de çıkardığımızı fark ederiz. Özellikle düşük bütçeli TV yapımları için yapılan dublajları mesleğe de, izleyene de, dile de ihanet olarak görüyorum.

•    E.Ü- Ülkemizde seslendirme sanatçılarına verilen değeri yeterli buluyor musunuz?

•    B.S- Bu işe özel merakı olanlar dışında aslında kimse çok da farkında değil. Telif hakları, bütçeler, çalışma şartları vb. durumları göz önüne alırsanız dünyanın gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerinin çok gerisindeyiz. Bütün bunlara bakarak kimi dostların verdiği kişisel değeri yeterli sayabilir miyiz?

•    E.Ü- Son olarakta, www.uzunmetraj.com hakkında görüşünüzü alabilir miyim?

•    B.S- Sitenizi daha önce görmemiştim. Soruları yanıtlama telaşı içinde kısaca bir göz atma şansım oldu. Ayrıntılı ve nitelikli bir çalışma gibi göründü. Grafik yapısı gözden geçirilirse albenisi daha yüksek hale gelir diye düşünüyorum. Bunu işin reklam tanıtım tarafına da bulaşmış bir dostun önerisi olarak kabul edin lütfen. Ben de bundan böyle daha hak ettiği ilgi ile inceleyeceğim.

Erdi ÜNVER
www.uzunmetraj.com

 

 

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !