3/12/2007
DNS Sanat Etkinliği
2007 DNS 2. SESLENDİRME ÖDÜLLERİ
YER : TİM Türker İnanoğlu Maslak Show Center
Fettah Aytaç Tiyatro Salonu
TARİH : 10.12.2007 Pazartesi
KAZANLAR
Kategori 1 * ANİMASYON FİLM
EN İYİ ERKEK SESİ
Nüvit CANDANER Christopher Kolundavar
EN İYİ KADIN SESİ
Damla ÖZÜDURU Strings
Kategori 2 * ANİMASYON DİZİ
EN İYİ ERKEK SESİ
Sercan GİDİŞOĞLU ( acar ördek – loonatics )
EN İYİ KADIN SESİ
Oya PRESCİLER ( Ruby Gloom )
Kategori 3 * DİZİ
EN İYİ ERKEK SESİ
Tuğra KAFTANCIOĞLU ( hart to hart )
EN İYİ YARDIMCI ERKEK SESİ
Mehmet Ali İŞGÜDER ( Mutant x )
EN İYİ KADIN SESİ
Meltem ÖZLEVENT ( Sleepercell)
EN İYİ YARDIMCI KADIN SESİ
Bahar KAPLAN ( Foyle’s war )
Kategori 4 * POPÜLER FİLM
EN İYİ ERKEK SESİ
Uğur TAŞDEMİR ( Mrs. Doubtfire )
EN İYİ KADIN SESİ
Birtanem CANDANER ( Ask to dust )
EN İYİ YARDIMCI ERKEK SESİ
Erhan ÖZGEN ( Elizabethtown )
EN İYİ YARDIMCI KADIN SESİ
Özlem SAVAŞERİ ( color purple )
Kategori 5 * KLASİK FİLM
EN İYİ ERKEK SESİ
Esen GÜNAY ( Sabata’nın dönüşü )
EN İYİ KADIN SESİ
Ayşegül DEVRİM ( Mrs. Brown )
EN İYİ YARDIMCI ERKEK SESİ
Onur KIRIŞ ( The Fly2)
EN İYİ YARDIMCI KADIN SESİ
Ülkü ÜLKER ( Cold wind in August )
Kategori 6 * YILIN EN İYİ FİLMİ
(Değerlendirme kriterleri :
DUBLAJ KADROSU– ÇEVİRİ – TEKNİSYEN – TEKNİK )
Romeo + Juliet
Seslendirme kadrosu : Sercan Gidişoğlu , Feyza Nur , Onur Kırış , Ercan Demirel , Meltem Özlevent , Nur Subaşı , Onur Gülcüoğlu , Murat Prosciler , Ülkü Ülker , Mustafa Tunay...
Çeviri : Hasan Mercan
Post- senkronizasyon : Özer Hergül
Kayıt : Murat Demir
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
![]() |
* ÖZEL ONUR ÖDÜLÜ
Necip SARICIOĞLU ( Dublaj tarihi belgeseli)
* ÖZEL YÖNETİM ÖDÜLÜ
Martin THOMA ( “Ağrı ‘nın bekçileri “ belgeseli )
Cezmi ERSÖZ ( “ Derinliğine kimse sevgili olamadı “ kitabı)
* ÖZDEŞLEŞEN SESLER
Yekta Kopan- Jim Carrey
Murat Prosciler – Sünger bob
Sungun Babacan – Tom Cruise
Osman Gidişoğlu – Walter Matthau
* USTALARA SAYGI ÖDÜLLERİ
Jeyan Mafri AYRAL
Nevin AKKAYA
Toron KARACAOĞLU
Zafer ÖNEN
Umut veren çocuk sesi
Sude ELDEM - Tideland
Çeviri Emek
Hasan MERCAN
Nilgün ELÇİN
Suzan MIHLADIZ
Melek ÖNÜGÖREN

DNS Sanat Etkinliği
10 Aralık 2007 Pazartesi,
Türker İnanoğlu Maslak Show Center'da
Etkinliğin Konu Başlıkları :
Ustalara Saygı
Türk Edebiyatı
Türk Sineması
Seslendirme Sanatçıları
DNS Sanat Etkinliği :
12 :00 Belgesel : Ağrı ' nın bekçileri
Senaryo - yönetmen : Martin Thoma
13 :00 Anma : Şairlerden seçmeler...
Faik Baysal - Orhon Murat Arıburnu
14 :00 Söyleşi : Cezmi Ersöz
Derinliğine kimse sevgili olamadı
15 :00 Film : Martılar Açken
Senaryo - yönetmen : Bülent Pelit
17:00 Belgesel : Dublaj tarihi
Senaryo- yönetmen : Necip Sarıcı
19.00 Kokteyl
20.00 2007 DNS Seslendirme Ödül Töreni
__________________________________________
Faik Baysal (d. 1922, İstanbul) Türk yazar. Saint Joseph Lisesi'ni bitirdikten sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Fransız Dili ve Edebiyatı Bölümü'ne girdi. Çeşitli gazete ve ansiklopedilerde çalıştı. Öğretmenlik yaptı. Eserlerinde Adapazarı ve çevresinin yanısıra İstanbul'un çevre insanlarını da işledi. 1969 yılında Sait Faik Hikaye Armağanı’nı kazandı. 1984 yılında İnanç dergisi tarafından "Yılın Hikayecisi" seçildi.
Eserleri :
Güller Kanıyordu
Ilgaz Teyze Öldü
Rezil Dünya
Sarduvan
Voli
Drina'da Son Gün
Ateşi Yakanlar
Perşembe Adası
Sancı Meydanı
Nuni
Militan
Tota
Terlikler
Ayın Ucunda
Elleri Sesinin Rengindeydi
Kırmızı Sardunya
Madam Bambu
Şiirlerini Ayın Uçunda (1994) adlı kitabında topladı.
___________________________________________
Orhon Murat Arıburnu ( 1920)- (1989)
Doğum Tarihi : 1920 / Eskişehir
Ölüm Tarihi : 1989
Haydarpaşa Lisesi'ni bitirdi. Bir süre askeri okulda okudu. Hukuk Fakültesi, daha sonra da Edebiyat Fakültesi'nde öğrenim gördü. 1936 yılından başlayarak yazdığı şiirler çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlandı. İlk şiir kitabı "Kovan"ı 1940'ta çıkardı. Şiirleri çeşitli yabancı dillere çevrildi. 1947'de İstanbul'da dünyanın ilk resimlendirilmiş şiir sergisini açtı. Türk Kuşu çalışmalarına katıldı, pilot ehliyeti aldı. Öğretmen yardımcılığı ve muhabirlik yaptı.
1945'te Şadan Kamil'in yönettiği "Gençlik Günahı" adlı filmle oyunculuğa başladı. İlk filmi "Yüzbaşı Tahsin"i 1950'de yönetti. Birinci Türk Film Festivali'nde "Kanlı Para" adlı filmiyle en başarılı rejisör ve senaryo yazarı ödülleri aldı. 1970-72 yılları arasında Türkiye Edebiyatçılar Birliği genel sekreterliği ve Türkiye Sanatçılar Birliği genel başkanlığı yaptı. Türkiye Yazarlar Sendikası'nın kurucu üyeleri arasında yer aldı. 1980'li yıllarda Almanya'da oyunlar sahneye koydu, tiyatro dersleri verdi ve şiir kitapları yayınladı. 1983 yılında hastalandı ve 1989 yılında öldü. Ertesi yıl anısına şiir, kısa film ve film öyküsü gibi dalları bulunan Orhon Murat Arıburnu Ödülleri başlatıldı.
SİNEMA FİLMLERİ
Yüzbaşı Tahsin - 1950
Kanlı Para - 1953 / Birinci Türk Film Festivali'nde En başarılı rejisör ve senaryo yazarı ödülleri.
Sürgün - 1953
Tütün Zamanı - 1959
Yüzbaşı Tahsin - 1950
_______________________________________________
Martılar Açken
Konu: Eski cazibesini yitiren ve bütün parasını sevgilisine kaptıran Mehtap, epilepsi hastası oğlu Akın'la yaşamakta, bir taraftan da alkolden medet ummaktadır. Hiçbir işi ve yeteneği olmayan Akın ise küçük çaplı kirli işlere bulaşmıştır, geleceğe dair bir umudu yoktur. Mehtap'tan dolandırdığı parayla taksi filosu kuran Kaptan, nedense cinci bir hocanın peşine takılmış, o nereye sürüklerse ordan oraya gitmektedir. Oysa ki hocanın niyeti pek de ruhani değildir, eski bir Ermeni hazinesinin peşindedir. Hazineye ulaşmalarına en büyük engel ise, altınları papaz büyüsüyle koruyan cinlerdir. İşkencecilik iddiasıyla açığa alınan polis Metin'in de tesadüfen aralarına katılmasıyla ekip üç kişiye çıkar. Ama cinler için nicelik değil, nitelik önemlidir, hocanın iddiasına göre babası belli olmayan bir çocuk her şeyi çözecektir. Cinler çocukla uğraşırken ekip hazineyi kapacaktır. Uygun aday hemen bulunur: Akın. Bir yolunu bulup çocuğu kandırırlar ve bozkıra doğru ucu bucağı belli olmayan bir yolculuğa çıkarlar.. Mehtap rolündeki Meral Oğuz'un oyunculuğuyla 39. Antalya Film Festivali'nde En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü'nü aldığını belirtmekte fayda var.

Oyuncular: Meral Oğuz, Umut Ulaş, Ümit Belen, Murat Şen, Haldun Boysan, Ümit Çırak, Özge Uyar, İstemi Betil
Yönetmen: Bülent Pelit
________________________________________________________________________

Derinliğine Kimse Sevgili Olamadı
Kimi sevsem, onun hep uzakta bir sevdiği vardı, unutamadığı ilk aşkı ya da onu terk edip giden sevgilisi... Kimi derinden sevsem, o bir başkasını derinden hatırlardı. Öylesine çok sevdim ki onları, başkalarına duydukları sevgiyi anlatmalarını sessizce, içim acıyla kanayarak dinledim. Beni yitirmekten hiç korkmadılar; çünkü onlara göre fazla iyidim; bu yüzden ilk anda vazgeçilebilirdi benden. Beni terk edenlerden tek bir isteğim olurdu. ``Ne olur, bir daha beni aramayın! Çünkü ben kolay unutamıyorum. Çünkü ben size duyduğum o akıl dışı aşk yüzünden keder bahçemi dağıtıyorum. Çocukluğumun o güzel bahçesini.`` Böyle derdim onlara ama yine de ararlardı beni... Soluksuz ve umutsuz kaldıkları bir gece mutlaka akıllarına ben gelirdim... O, yedek sevgili!...
_________________________________________________

Sesleri belgesel oluyor
“Yaşşeee”... Öztürk Serengil’le hatırlanan bu replik aslında Mücap Ofluoğlu’na aitti. Nazım Hikmet ise Mümtaz Osman adıyla senaryo yazıp dublaj yönetmenliği yapıyordu. Necip Sarıca, Dublaj Tarihi adlı belgeselinde bilinmeyenleri anlatıyor.
![]() |
| Necip Sarıca: "Dublaj belgeseli için geç bile kalındı" diyor. |
TÜRK DUBLAJ TARİHİ NAZIM HİKMET’LE BAŞLAR
“Türk dublaj tarihi Nazım Hikmet’le başlar. Nazım, İpek Film’in sahibi İhsan İpek’le çok yakın arkadaştı. Orada uzun süre dublaj yönetmenliği ve çeviri yaptı ama bunu kimseye söylemedi. Bu süre içinde kendi adı yerine müstear yani takma ad kullandı. Mümtaz Osman müstear adıyla senaryolar yazdı; 18 senaryo ve yanı sıra sayısız müzikal.”

Nazım Hikmet, İpek Film'in dublaj stüdyosunda Abidin ve Arif Dino kardeşlerle (sağda).
FERDİ TAYFUR BİR DUBLAJ DAHİSİYDİ

Ferdi Tayfur, üç dilde çeviri yapıp ayaklarıyla yürüyüş efekti yaratırdı.
“Nazım Hikmet’in hapishane dönemlerinde Ferdi Tayfur, dublaj işine yeni başlamıştı. Çok beğenilen Lorel-Hardy, Arşak Palabıyıkyan, Üç Ahbap Çavuş tiplerini taklit ederek ünlenen Tayfur’un olağanüstü taklit yeteneği vardı. O dönemde birçok filmde oynadı; Ankara Ekspresi, Bir Millet Uyanıyor vs... Hayatının geçtiği alan, İpek Film’in kapalı dublaj salonuydu. Diğer bir özelliği de İngilizce, Almanca ve Fransızca metinleri anında Türkçe’ye çevirip seslendirmesi. Annesi Alman’dı, o yüzden çok iyi Almanca konuşuyordu. Oturduğu yerde bir efekt kutusu vardı. Bazen ayak sesleri çıkarıyor, bazen başka sesler. Muhtelif efektler yapardı. Ferdi Tayfur’un efekt kutusu çok meşhurdu. Dört kollu çengi anlayacağınız!”
SADETTİN ERBİL, ÖZTÜRK SERENGİL’İ SESLENDİREMEDİ
“Öztürk Serengil sinemada kendi sesini hiç kullanmadı. Onu Mücap Ofluoğlu konuşuydu. O çok tutulan ‘yaşşeee’leri Mücap’a aittir aslında. Ancak Mücap bin lira yerine iki bin lira isteyince, işi Sadettin Erbil’e verdiler. Filmler tutmayınca Mücap’tan özür dilendi, istenilen para verildi. Öztürk Serengil de Mücap’ın sesiyle eski popülerliğini tekrar yakaladı.”
N’AYIR N’OLAMAZ YORGUNLUKTAN ÇIKIYORDU

Abdurrahman Palay'ın yorgunluktan çıkardığı n'ayır, n'olamaz sesleri, Cüneyt Arkın'la özdeşleşmişti.
“Abdurrahman Palay, günde 12 saat dublaj yapıyor, bizler de 14-15 saat çalışıyoruz. Dikkatimizden kaçtığı zamanlar oluyordu. Abdurrahman Bey, vücudunun yarısını sehpaya dayardı. Nayır, nolomazlar o sırada çıkmış olabilir. Bazen bizim gözümüzden de kaçardı. Kaçmadığı zaman ikaz ederdik. Çok hiciv konusu oldu. İnsanlar aldıkları ücretin çok çok üzerinde çalışıyorlardı, çok yoruluyorlardı. Temerküz kampı gibi o zehirli odalarda günde 12 saat kalmak ne demek?”
DUBLAJ KRALİÇESİ CİMCOZ
“Adalet Cimcoz, Devlet Malzeme Ofisi’nde memure olarak çalışırken, ağabeyi Ferdi Tayfur ‘Gel diyor, şöyle bir deneyelim...’. Adalet Hanım da salona giriyor ve bir daha çıkamıyor. Adalet Hanım yakın arkadaşı Sezer Sezin’in önerisiyle ilk dublajını Sezer Sezin için yaptı. Aynı zamanda yazardı; “Fitne Fücur” müstear ismiyle sosyete yazıları yazıyordu. Kendisiyle ölene kadar çalıştım.”
10 BİN FİLMDE NEVİN AKKAYA’NIN SESİ VAR
![]() |
| Nevin Akkaya Türk sinemasının dublaj rekortmeni. |
“İlk yıllarda dikkat çeken çok önemli bir hanımefendi daha var. Nevin Akkaya çok genç yaşlarında Muhsin Ertuğrul kabiliyetli bulduğu için tiyatro grubuna almak istedi. Akkaya’nın ailesi ünden kaçtığı için istemedi. Kendisinin isteği ise opera sanatçısı olmaktı. Ancak Muhsin Bey’in ısrarından kurtulamadı ve Aynaroz Kadısı’nda oynadı. Nevin Hanım’da çok önemli ses özelliği vardı. Abartısız söylüyorum, belki 10 bin filmde Nevin Hanım’ın sesi vardı. O dönemde çok film ithalatla getiriliyordu. Türk filmi az çekiliyordu. Bunların hepsine dublaj yapmak zorundaydı. İstanbul’un lüks sinemalarında filmler Fransızca ve İngilizce oynuyordu ama Anadolu sinemaları Türkçe seviyordu.”
ARAP FİLMLERİNİ DE TÜRKÇELEŞTİRDİK
“Ünlü besteci Saadettin Kaynak beş yıllık sözleşmeyle İpek Film’e alınmıştı. Kaynak, 100 filme 10-20 arası beste yapıyordu. Arapça şarkıları Türkçeleştiriyorduk. Bugün hala çalınıp söylenen en güzel bestelerin sahibi Kaynak’tı. Seslendirenler ise Müzeyyen Senar, Safiye Ayla ve Münir Nurettin Selçuk’tu. Kaynak, beş yıl o stüdyoya kapandı. Atatürk’ün emriyle de ilk Türkçe ezanı okudu.”
SADRİ ALIŞIK SETE KOSTÜMÜYLE GELİRDİ
![]() |
| Sadri Alışık filmlerinde olduğu gibi dublaj stüdyolarında da espriler yapardı. |
“Oyuncular devamlı setten sete koştukları için dublaja ayıracak zamanları yoktu. Sadri Alışık ve Öztürk Serengil bazen set kıyafetleriyle dublaja gelir, işleri bitince tekrar sete dönerlerdi. Türkan Şoray, Hülya Koçyiğit de çok yoğundu. Gelip konuşanlar da oyunlara katkıda bulunan insanlar; sanatçının kaçırdığı bir şey varsa o sesle telafi edilirdi. Ağlıyor, gülüyor, duygusal konuşuyor, sarhoş oluyor...O sesin sahibine ait olduğunu zannediyorlardı. Yılmaz Güney’i genelde Abdurrahman Palay konuşurdu. İzleyiciler Ekrem Bora’nın oynadığı filmde de aynı sesi duyunca ‘yine Yılmaz Güney konuşmuş’ derlerdi.
Nevin Hanım Selda Alkor’u, Türkan Şoray’ı ve Hülya Koçyiğit’i konuşurdu. Aynı sesleri Jeyan Mahfi Tözüm de konuşuyordu. Yılda 350, 400 film çekiliyordu. Güne 1, 1,5 film düşüyordu.”
ŞOV HAVASI ESERDİ
“Eğlence havası yaratılırdı seslendirme stüdyolarında. Espriler birbiri ardına patlatılırdı. Mesela bir Sadri Alışık gelir, milleti güldürür giderdi. Öztürk Serengil, Saadettin Erbil de ondan aşağı kalmazdı. Orada şov havası eserdi. Telefon başında yaptıklarında ben hemen mikrofona basıp kaydederim. Sonra içeriye ses verirdim. ‘Bu kaydı satın alacak mısınız, yoksa sahibine dinleteyim mi?’ diye... O kayıtlar hala elimde.”
































0 yorum yazılmıştır