Embed

Birtanem Candaner Röportaj

 
 

Her gün televizyonda akıp giden, reklamlarda duyduğunuz seslerin kimlere ait olduğunu merak ediyor musunuz?

Arkadaşınız, eşiniz dostunuzla gittiğiniz sinema filmlerinin çıkışında sadece bir kez 'şu karakterin seslendirmesi çok 

başarılı olmuş' dediniz mi?

 

Ya da evde sinema keyfi yaparken film bittikten sonra bilgisayarınızı açıp internetten filmdeki karakterleri kimler 

seslendirmiş diye araştırma yapma isteği duydunuz mu?

 

Türkiye’de seslendirmeyi ve seslendirme sanatçılarını merak eden çok az insan var. Bunun nedenini henüz 

keşfedememiş olsam da,  yıllardır kanaat getirdiğim tek bir şey var ki, dublajcılar gerçek birer sanatçı…

 

Kendi dublajını yapmayan ya da yapıp başarılı olamayan birçok ‘oyuncu’ izliyoruz televizyonda. Fakat sözünü ettiğim 

dublajı ve dublaj sanatçılarını merak etmeyen bu kesim için, oyunculuğun nasıl olduğu çok da önemli değil. Görsellik 

iyiyse, izleyici için de sorun yok demektir.

 

9 yaşımdan beri,  seyirci tarafından önemsenmeyen fakat benim çok değerli bir meslek olarak gördüğüm dublaja 

güzel sesiyle emek vermiş Birtanem Coşkun Candaner’i hayranlıkla takip ediyorum.  Birkaç yıl evvel internette 

kendisiyle tanıştım ve yine internet üzerinden dublajla ilgili sık sık sohbet ettik. Yaptığı işi sanat olarak gördüğüm, 

internet üzerinde de olsa samimiyetini hissettiğim için kendisiyle hem yakından tanışmak hem de dublajla ilgili olarak 

yüz yüze sohbet etmek istedim.

 

 

Birtanem Candaner, efsane film Titanik'te Rose DeWitt (Kate Winslet), Savaşta geçen bir aşk öyküsünü konu alan 

Pearl Harbor'da güzel hemşire Evelyn Johnson (Kate Beckinsale), King Kong'ta dev gorilin aşık olduğu Ann (Naomi 

Watts), Karayip Korsanları serisinin vahşi karakteri Elizabeth Swann (Keira Knightley), çizgi dizi Pokemon'da 

Ash'in yakın arkadaşı kızıl saçlı Misty ve daha nice unutulmaz hayali karakterlere ses verdi.

 

Birtanem Candaner ve dublaj çalışmalarının galerisine ulaşmak için tıklayınız...

 

Yıllardır yaptığı işleri merakla, ilgiyle takip ettiğim, sesindeki ışıltıya hayranlık duyduğum Birtanem Coşkun 

Candaner ile dizi seslendirmesi yaptığı Stüdyo Piyano'da bir araya geldik. Hem genel olarak merak edilen, hem de 

benim şahsi olarak merak ettiğim konuları konuştuk. İlk röportajımı, senelerdir hayranlık duyduğum bir isimle 

yapmanın keyfi ve heyecanı tabii ki bambaşkaydı.  Neyse ki seslendirme yönetmeni Vehbi Arslan, başarılı bir diğer 

seslendirme sanatçısı olan Fatih Özkul ve tabii ki güler yüzünü ve içtenliğini her zaman ki gibi benden esirgemeyen 

sevgili Birtanem Candaner, heyecanımı biraz da olsa sindirmeme yardımcı oldular.

 

İşte kimi zaman kahkahaların eşlik ettiği fakat buraya yansıtamadığım o röportajımız:

 

Dublaj yapabilmek için nasıl bir eğitimden geçtiniz?

 

7 yaşında İstanbul Radyosu Çocuk Saati’nde seslendirmeci arıyor ve kurs açıyorlardı. Annem de beni oraya götürdü.. 

Sınavlara girdim, o sınavları kazandım ve mikrofonla tanışmış oldum. Çarşamba günleri kayıt alırdık ve cumartesi 

günleri yayınlanırdı.

 

Renk Alnıaçık ve diğer hocalarımız bizi TRT İstanbul televizyonuna götürürdü ve biz arkada dublajı seyrederdik.  11 

yaşımda - bizim tabirimizle- piyasa dublajı yapmaya başladım. Sonra dublajdan bir abimiz beni birkaç stüdyoya 

götürdü.

 

İlk dublajınızı hatırlıyor musunuz?

 

İlk dublajlarım yeşilçam filmlerinde oldu. Henüz çok küçükken Orhan Gencebay'ın bir filminde 'evet' demiştim, ilk 

dublajım odur.

 

Onun öncesinde kamera önünde de olmuştunuz değil mi?

 

Evet, onu nedense hiç saymam. 4 yaşında çocuk oyuncu olarak başlamıştım. Bir çok yeşilçam filminin çocuk yıldızı 

olarak oyunculuk yaptım. 30'a yakın filmde ve dizide küçük rollerde yer aldım. Ama oyunculuğu hiç saymam,  zaten o 

yüzden de 18 yaşımdayken bıraktım.

 

Neden bıraktınız?

 

Çünkü dublaj o kadar hayatımdaydı ve onu o kadar çok hissediyordum ki, sanki oyunculuk yaparsam ona fazla fakit 

ayıramam diye düşündüm. Ve oyunculuk çocuklukta kaldı.

 

Kariyerinizin dönüm noktası ne oldu?

 

Benim için kariyerimde en büyük pay anneme aittir. Beni 7 yaşımda radyo çocuk saatinin sınavlarına sokan, 

kazandığımda da her çarşamba kayda götüren ve saatlerce bekleyen annem olmasaydı ben şu anda bu mesleği 

yapıyor olmazdım.

 

 

Yerli yapımlarda seslendirme yapmama rağmen tanınmam piyasa işleriyle oldu. Markete girdiğimde ya da bir arkadaş 

topluluğunda beni tanımayan insanların tanımaya başlaması Thalia (Rosalinda, Marimar, Mario Bario vs.) 

seslendirmesinden sonra oldu.

 

Ne sıklıkta dublaj yapıyorsunuz?

 

Bir haftada her gün yaptığım da oluyor. İki günde bir de oluyor. Değişiyor yani ama çok uzun süre boş kaldığım 

olmuyor, en fazla iki gün. Üçüncü gün iki-üç saat bile olsa mutlaka oluyor.

 

Dublajını yaptığınız filmleri ya da dizileri seyrediyor musunuz?

 

Takip etmem ama sadece kendimi dinlemek için seyrederim. Seyretmeyi de isterim, kızarım mesela kendime 'orda 

niye öyle yapmışım, keşke şöyle olsaymış' gibisinden. Eğer ben konuşmuşsam 10-15 dakikasını takip etmek isterim.

 

Mesela çok sık yayınlanan Rosalinda'yı seyrediyor musunuz?

 

İlk seslendirdiğim zamanlarda seyretmeye çalışıyordum, şimdi yayınlansa yine izlemek isterim, ne hatalar yapmışım 

kim bilir diye.

 

Film ya da dizinin seslendirme aşaması dublajcı açısından nasıl geçiyor?

 

Bir sinema filmiyse ve DVD ise daha uzun sürüyor. Ona göre mikrofon ayarlanıyor ve stüdyo şartları yaratılıyor. Daha 

özel oluyor. Örneğin Titanik; sinema için konuşuyor olsaydık 1 gün sürerdi. Çünkü çok çok daha itinayla alınırdı. Ama 

sık sık çalıştığımız stüdyolarda işin hemen bitmesi gerektiği için fabrikasyon usulü gibi oluyor. Her karakter belli 

saatlerde, seans sistemiyle seslendiriliyor. Biz en fazla 1-1,5 saatte bir filmi alıyoruz.

 

Siz ne gibi hazırlıklar yapıyorsunuz?

 

Hiç birşey yapamıyoruz, çünkü ne texti ne seslendiriceğimiz kişiyi görüyoruz. Stüdyoya girdiğimiz anda texti elimize 

veriyorlar, dublajı yapıyoruz.

 

Türkiye dublajda en iyi ülkelerden biri deniyor, katılıyor musunuz?

 

Evet katılıyorum fakat son zamanlarda çok bozuldu. Çok fazla kanal ve stüdyo açılınca, talep çoğalınca, genç 

arkadaşlarımız tarafından da dublaj yapma isteği artınca birazcık kalite düştü. Ama yine iyi ve standartların üstündedir.

 

Başrol konuştuğunuz bir filmin dublajı ne kadar sürüyor?

 

Uzunluğuna bağlı, 1-1,5 saat arası sürüyor. Çok uzunsa en fazla 2 saat.

 

Kaydı tek mi alıyorsunuz, yoksa diğer başrol oyuncusunun seslendirmecisiyle beraber mi?

 

Tek alıyoruz, bazı stüdyolar iki kişi de alıyor. Ama çok nadir oluyor. Diğer türlü olsa çok daha iyi olurdu, stüdyolar da 

tek kişilik zaten.

 

Sesinizi korumak için bir şey yapıyor musunuz?

 

Hiçbir şey yapmıyorum, yapacak bir şey de yok aslında ama sigara içmiyorum mesela. Önceden sesim tok olsun, 

bangır bangır çıksın diye sigara içerdim (8-9 yıl önce) Sonra kalınlaşmıyor dedim ve bıraktım sigarayı. Şimdi hiçbirşey 

yapmadan devam ediyorum.

 

Her dublaj sanatçısı oyuncu olabilir mi?

 

Oyunculuk ve dublaj ayrı şeyler bence. Tiyatro kökenli birçok dublaj sanatçısı var ama mesela benim tiyatro yapıp 

seslendirme yapamayan birçok kişiyi seslendirdiğim oldu. Çünkü dublajda kulak çok önemli,  dublaj ayrı bir yetenek 

oyunculuk ayrı bir yetenek. Biz aslında dublajda oyuncuya ses veriyoruz, bir anlamda taklit yapıyoruz.

 

Dublajını yaptığınız isimlerden sizi arayıp, tanışmak isteyen oldu mu?

 

Hepsi tanıştı, hepsi geldi. Tuba Ünsal da geldi, Beren Saat de geldi. Hatta Gamze Özçelik'i ben Serseri dizisinde 

14. bölüme kadar seslendirmiştim. Sonrasında Amerika'ya gitmek durumunda kalmıştık. Daha sonra başka bir 

projede sormuş 'Birtanem yok mu' diye. Yok demişler. Bir gün karşılaştık ve beni görünce 'Sen Amerika'da değil 

miydin?' dedi bana.

 

Seslendirme aşamanız eğlenceli geçiyor mu?

 

Stüdyodan stüdyoya değişiyor. Bazı stüdyolarda ciddi bir şekilde iş yapılır ve çıkılır. Ama bazı stüdyolar eğlencelidir. 

Ki çoğu öyle.

 

 

Türkiye'de dublajın en önemli sorunu sizce ne?

 

Maddiyat. Maddi olarak, yaptığımız işin yeterince karşılığını alamamamız.

 

En beğendiğiniz genç seslendirme sanatçıları kim?

 

Erkeklerde Yekta Kopan, Murat Şen, Arda Aydın. Bayanlarda Burcu Başaran, Figen Sumeli, Elif Acehan

 

Erkek çocuk dublajı yaptınız mı hiç?

 

Eskiden yapmıştım. Ama şimdi yapmıyorum, istemiyorum çünkü erkek çocuk konuşmayı, beceremiyorum ve 

sevmiyorum da.  Kadınların erkek çocuk konuşmasına özellikle karşıyım. Sadece Oya Küçümen'in çocuk 

seslendirmelerini ayrı tutarım. Çok severiz ve Türkiye'de ondan daha iyi erkek çocuk seslendiren yoktur.

 

Seslendirme yapmayı çok istediğiniz birisi ya da bir film oldu mu?

 

The Notebook filminde konuşmak isterdim.

 

Forumlarda dublaja ilgili olan kesimlerin olduğunu bilmek size ne hissettiriyor?

 

İlgilenilmesi çok hoşumuza gidiyor, çok onore oluyoruz. Bazen 'nerden biliyorlar, nasıl araştırıyorlar' diye de 

şaşırıyoruz. O çok başka bir duygu tabii ki. Çünkü biz arka plandayız, sadece sesimizle biliniyoruz. Öyle olduğu 

halde tanınmak çok keyif verici bir duygu.

 

Seslendirmekten en çok keyif aldığınız film ya da karakter türleri neler?

 

Daha çok romantik, sabun köpüğü film dediğimiz daha duygusal filmlerde seslendirme yapmayı seviyorum. Genç kız 

seslendirmekten keyif alıyorum. Çünkü öyle olduğu zaman kendim gibi konuşuyorum, zorlamadan yani.

 

En son yerlide nerede seslendirme yaptınız?

 

TRT'de Osmanlı Kıyam'da konuşmuştum, fakat dizinin kadrosu değişti ve konuştuğum kişiyi de değiştirdiler, o yüzden 

yapamamış oldum.

 

 

Aşka Sürgün dizisinde Beren Saat'i seslendirmiştiniz, sizinle tanıştı mı Beren Saat?

 

Evet, stüdyoya benimle tanışmak için gelmişti, sohbet ettik, kaydı seyretti. Çok tatlı bir kızdı. Kendi dublajını yapması 

gereken bir kız, çok iyi bir oyuncu çünkü. Sonra da yürüdü gitti zaten.

 

Müzikal anlamda da sesiniz güzeldi, şarkı söylediğiniz sahnelerden hatırladığım kadarıyla. Şan eğitimi vs 

aldınız mı?

 

Serseri dizisinde Gamze Özçelik'i seslendirirken şarkı söylemiştim bir kere (Serserim Benim parçasını) Üsküdar 

Musiki Cemiyeti’nde 1 yıl şan eğitimi aldım. Seslendirme yaptığım ve kulağım olduğu için her türlü sesi çıkarabilirim 

ama sesimin renk olarak müziğe uygun olduğunu, şarkıcılık yeteneğimin olduğunu düşünmüyorum.

 

Seslendirme esnasında, bu rolü ben canlandırsaydım, oyunculuğa devam etseydim dediğiniz oluyor mu?

 

Oluyor arada, belki devam etmiş olsaydım (18 yaşındayken) daha farklı bir yerde olabilirdim diyorum.

 

Ayça Bingöl (Öyle Bir Geçer Zaman Ki-Cemile) de dublaj kökenli olup sonradan oyunculuğa dahil oldu ve 

patlama yaptı.

 

Belli olmaz, oğlum biraz büyüdükten sonra, 3-5 sene sonra olabilir, hayır demiyorum aslında, anne-teyze rolleri falan 

olabilir.

 

Oğlunuzun da seslendirme yapmasını ister misiniz?

 

Onun başka şeyler yapmasını isterim. Yaparsa da hobi olarak eğlenmek için yapsın. Bu işin içine girilince okul kısmı 

ikinci plana atılıyor. Çünkü eğlenerek para kazanmak tatlı geliyor, sesin televizyonda duyuluyor, kendinden bir şeyler 

katabiliyorsun, keyif alıyorsun ama ben oğlumun yapmasını istemem. Anne de baba da dublajdan olunca o da 

muhakkak bir yerden el atar ama ben bir kenarda kalsın,  hobi olarak yapsın isterim.

 

Eşiniz de seslendirme sanatçısı. (Nüvit Candaner) Birlikte seslendirme yaptınız mı?

 

Çok yaptık.  En son 1987 yapımı bir Steve Martin filmini seslendirdik beraber. Adı Roxanne. Nüvit, Steve Martin’i 

bende Darly Hannah’ı seslendirdim. Son derece romantik bir filmdi, iki sevgiliyi konuştuk…

 

En çok hangi isimleri seslendirirken keyif aldınız?

 

Drew Berrymore, Salme Hayek.

 

Özellikle pembe dizilerde ağladığınız sahneler çok fazla oluyordu…

 

Evet, artık ağlamaktan sıkılıyordum bir süre sonra, yoruluyordum, yüzüm gözüm yamuluyordu ağlamaktan.

 

Hiç o sahnelerde gerçekten ağladığınız oldu mu?

 

Evet oldu. Ama filmlerde olmuştu. Özellikle doğum yaptıktan sonra sanırım o annelik duygusallığıyla, çocuğunu 

kaybeden bir anneyi konuşmuştum ve ağlamaya başladım. Bir-iki tane oldu, annesini ya da babasını kaybeden birini 

seslendirirken ağladığım.

 

En son sinemada ve televizyonda kimleri konuştunuz.

 

Televizyon için, önümüzdeki günlerde yayınlanacak Gwyneth Paltrow'un eski bir filminde,  sinemada ise Yenilmezler 

filminde Cobie Smulders’ı seslendirdim, çok da keyifliydi. Bir de Siyah Giyen Adamlar filminde sarışın sekreter 

rolündeki Alive Eve’i seslendirdim. Geçenlerde bir korku filmi seslendirmiştim, o da önümüzdeki haftalarda Kanal D'de 

yayınlanacak.

 

Bir sanatçının seslendirdiği oyuncuyu başka bir sanatçı seslendirdiğinde biz seyircilerde yadırgama

yaşanıyor.

 

Maalesef, farklı işleri farklı stüdyolar alınca öyle bir durum yaşanıyor. Mesela ben Titanik'in ikinci seslendirilişini 

almıştım ve hiç isteyerek konuşmamıştım, keşke Elif Acehan (Kate Winslet'i Titanik'te televizyon için ilk seslendiren 

kişi) seslendirseydi demiştim, emanet gibi olmuştu. O da iyi ki sen seslendirdin demişti, öyle de bir dayanışma var 

aramızda. Kate Winslet'ları o seslendirsin hep çünkü çok yakışıyor.

 

 

Örnek aldığınız isimler kimler?

 

İdolüm Mürdike Coşansu'dur. Benim için tanrıçadır ve çok başka bir yerdedir. Bu işte baba diye tabir ettiğimiz isimler 

vardır. Mesela eşim Nüvit Candaner benim için bu işin piridir. Ben onu hayran hayran dinlerim. Her gün ondan bir şey 

öğrenirim. O mesleğinin benim için gelinebilen en üst noktasında yani zirvesinde. Yaptığı her dublajda ona olan 

hayranlığım bin kat daha artıyor.

 

Seslendirmeden para kazanılıyor mu?

 

Telif hakkı diye bir şey olsaydı bizim için çok avantajlı olurdu. Amerika'da yaşadığım dönemde arkadaşlarım 'sen 

Türkiye'de dublajdan iyi para kazanıyorsundur' diyorlardı bana. Filmler, pembe diziler ekranda defa defa dönüyor ve 

telif hakkı olsaydı bu yüzden kazançlı olurdu bizim için. Eskiden yerli dublajında iyi kazanılırdı, stüdyodan stüdyoya 

koşardık. Ama şimdi durum değişti, insanlar kendi dublajlarını yapmaya ve sesli çekimler yapılmaya başladı.

 

Sosyal güvenceniz var mı?

 

Kendi işimizin sahibiymiş gibi serbest meslek makbuzu ile bağkur emeklisi oluyoruz. O anlamda bir güvencemiz var 

yani.

 

Dublaj sanatçılarının kendilerine ait bir sendikası var mı?

 

Şu anda yok. Fakat seslendirmecileri de içine almak isteyen Oyuncular Sendikası var. Belli bir sayı tutturulmaya 

çalışılıyor. Eğer öyle bir şey olursa, bizim de bir sendikamız olmuş olacak.

 

Haklarınızın güvence altında olduğunu düşünüyor musunuz?

 

Hayır.  Ama inşallah Oyuncular Sendikası ile birlikte telif hakkı gibi sorunlarımız düzene girmiş olacak. Ona 

güveniyoruz.

 

Seslendirme konusunda vermek istediğiniz bir mesaj var mı?

 

Seyirciler televizyonda izledikleri dublajdan memnun kalmamışlarsa lütfen kanalı arayıp memnuniyetsizliklerini dile 

getirsinler, duyarsız kalmasınlar.

 

Son olarak seslendirme yapmak isteyen genç arkadaşlarımıza ne tavsiye edersiniz?

 

Benim tek tavsiyem, ister kayıda ister kursa giderek ustaları takip etmeleri. Ustaları takip etmek en önemlisidir. 

Çünkü bu işler usta-çırak ilişkisi ile büyür.

 

Röportajda geçen sanatçılar:

 

Müdrike Coşansu: Ülkemizde e2'de yayınlanan The Ellen Degeneres Show'da Ellen Degeneres'ı, Jane Fonda, 

Audrey Hepburn, Merly Streep gibi önemli sinema sanatçılarını seslendirmiştir. Aydan Şener, Gülşen Bubikoğlu, 

Necla Nazır gibi Türk sinemasanatçılarını da seslendirdi.

 

Nüvit Candaner: Yalan Rüzgarı adlı dizide Victor karakteri seslendirmesinin yanı sıra Kirk Douglas , Michael 

Douglas, Henry Fonda, Anthony Hopkins gibi önemli isimlere dublaj yaptı. Nüvit Candaner'i şu sıra Star Tv'de Selçuk 

Yöntem'in sunduğu Büyük Risk adlı yarışmada voice over olarak duyuyoruz.

 

Figen Sumeli: Cameron Diaz ve Penolope Cruz'u en çok seslendiren dublaj sanatçılarından biridir. Ülkemizde 

çocuklartarafından ilgiyle izlenen Caillou adlı çizgi filmde anne karakterini konuşmaktadır. Türk yapımlarda ise en 

bilinen seslendirmesi Aşk-ı Memnu-Elif (Eda Özerkan) seslendirmesidir.

 

Burcu Başaran: Meg Ryan, Sandra Bullock, Angelina Jolie gibi ünlü isimleri, ülkemizde ise Merve Sevi ve Azra Akın 

gibi Türkoyuncuları seslendirmiştir.

 

Elif Acehan: Kate Winslet ve Renee Zellweger seslendirmeleriyle tanınan Acehan, tiyatro sanatçısı Hikmet 

Körmükçü ve KahramanAcehan'ın da kızıdır.

 

Arda Aydın: Oyuncu ve önemli seslendirme sanatçısı Sezai Aydın'ın tiyatrocu oğlu Arda Aydın, Leonardo 

Dicaprio'dan Tom Cruise'a kadar birçok oyuncuyu seslendirdi.

 

Yekta Kopan: Jim Carrey, The Full House-Jessie Dayı, Geleceğe Dönüş serileri, Buz Devri Yekta Kopan’ın sesiyle 

anlam bulmuştur.  Başarılı sanatçı NTV’de programlar yapmaktadır.

 

Murat Şen: Tom Hanks, Johny Depp ve Tom Cruise seslendirmeleriyle meşhur olan Murat Şen; Harry Potter, Karayip 

Korsanları, Lost ve Prison Break gibi yapımlarda seslendirme yapmıştır.

 

Birtanem Candaner'in seslendirdiği bir filme ait kareyi izlemek için lütfen tıklayınız...

 

Ceren Özçelik-Vişne Haber Ajansı

 

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !