« Önceki | Sonraki »

10/4/2007

Ayça Bingöl

 

 

Yaşından büyük iş(ler)i başaran genç bir tiyatro sanatçısı

 AYÇA BİNGÖL...

 

 "Sanki topun yere hiç düşmediği bir ping pong maçı izliyoruz..."

 

"Tıpkı Sen Tıpkı Ben" adlı oyunu seyreden Yaşar İlksavaş (Hürriyet Gösteri), ne kadar güzel özetlemiş oyunun akışını ve sürükleyiciliğini. Sahnedeki üç usta oyuncu, Hadi Çaman, Halit Akçatepe ve Suna Keskin adeta topu yere düşürmeden paslaşıyorlar. Üç ustanın dışında dördüncü genç bir oyuncu da onlardan aşağı kalmayan bir oyun sergileyerek "topu hiç yere düşürmüyor". Bu genç oyuncu "Tıpkı Sen Tıpkı Ben"le Yeditepe Oyuncuları'na katılmış olan AYÇA BİNGÖL...
 
 "... genç kız rolünü üstlenen ve başarılı kılan Ayça Bingöl, oyunda istenen sahne dinamiğini kendi dinamiğiyle bütünleyerek çok başarılı bir komposizyon yaratıyor. Sanki toplumsal ideallerin bir kor ateş gibi yanıp dünyayı tutuşturduğu bir başka dünyada yaşar gibiyiz..." (Haluk Şevket Ataseven/Cumhuriyet)

 

 "... Genç oyuncu Ayça Bingöl, ilerisi için içimde umut filizlendiren bir ad oldu. Üç ustanın yanında oynamak öyle kolay olmasa gerek. Ruhsal ve fiziksel olarak varlığıyla devrimci kız karakterini ele geçirmiş..." (Üstün Akmen)

 http://img2.blogcu.com/images/s/e/s/seslendirme/ay_a.jpg

 

1975 yılında doğan AYÇA BİNGÖL, 1998 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nden mezun olmuş. 1996 yılında Dormen Tiyatrosu'nda profesyonel oyunculuğa başlamış. Tiyatroya ilk başlayışını şöyle anlatıyor AYÇA BİNGÖL:

 "1975 İstanbul / Moda doğumluyum. İlkokul dördüncü sınıfta okuyordum. Kadıköy'deki Enis Fosforoğlu Tiyatrosu'nda bir çocuk oyuncuya ihtiyaç olduğunu duydum. Ben de tiyatroya ilgi duyuyordum. Beni Enis Fosforoğlu ve Suna Keskin'e götürdüler.Bana bir tekst okuttular. Ne olduğunun farkında bile değildim. "Bir Kadın, Bir Erkek, Bir Çocuk" adlı bir oyundu. 11 yaşında iken bir sene boyunca profesyonel oyunculuk yaptım. Ben o sahne tozunu orada yuttum. Yutuş o yutuş... Ortaokula başladım. Ortaokul ve lise hayatım hep tiyatro sahnelerinde geçti. Günlerim yarışmalar ve festivallerle geçiyordu. Konservatuara girmek istedim ailem karşı çıktı. Teknik Üniversitesi Kimya Fakültesi'ne başladım. Bir sene sonra üniversiteyi bırakıp konservatuar sınavlarına girdim ve kazandım. 1998 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nü bitirdim. Eğitimimin üçüncü yılında (1996) hocam Haldun Dormen, bana Dormen Tiyatrosu'nda rol verdi."

 


O yılları şöyle anlatıyor Haldun Dormen:

 "... Oyun Karıştı, hem bizim keyifle oynadığımız bir oyun olmuş hem seyirci tarafından da çok beğenilip tutulmuştu. Oyunun baş karakterleri efsanevi tiyatro oyuncuları olan bir karı kocadan oluşuyordu. Erkeği ben oynayacaktım da, karımı oynayacak oyuncu bulmak zor olacaktı... Sonunda Şehir Tiyatroları'nın emektar oyuncusu Alev Gürzap'ta karar kıldık... Alev iyiydi hoştu ama Lüküs Hayat'ın ne zaman oynayacağı belli olmuyordu... O yaz bir ay sürecek turne programımızda Elazığ da vardı... Ancak, turneye çıktığımız hafta Alev'e İstanbul'da oyun konduğunu duyduk ve şaşırdık. Biletleri satılan Elazığ'ı iptal etmemize olanak yoktu... Tiyatromuzun genç oyuncularından Ayça Bingöl son anda imdadımıza yetişti "İsterseniz ben rolü hemen ezberleyip, çıkarım" dedi.
"Ama sen benim otuz yıllık karımı oynamak için çok gençsin" diye yanıt verdim.

 

Oysa başka çaremiz yoktu. Genç de olsa Ayça'nın bu rolü oynaması gerekiyordu. O gün Elazığ'da matineden önce perdenin önüne çıktım ve durumu seyirciye anlattım... Ayça o günkü iki gösteride hiçbir şey unutmadan inanılmaz oyunlar çıkarttı ve genç de olsa benim karım olduğuna seyirciyi inandırdı. Üstelik bütün gülmeleri de aldı ve oyunun sonunda Elazığ seyircisi tarafından ayakta alkışlandı..." (İkinci Perde / Haldun Dormen)

 

 

 

  "2001 yılına kadar, yani Dormen Tiyatrosu'nun kapanışına kadar "Oyun Karıştı", "Kare As", "Olacak Şey Değil", "Zafer Madalyası", Yukarıda Biri mi Var" ve "Bugün Git Yarın Gel" oyunlarında oynadım. Bunların dışında 1998-2000 yılları arasında da konuk oyuncu olarak Tiyatro Fora'da "Klakson, Borazan ve Bırtlar" adlı oyunda oynadım. Dormen Tiyatrosu kapanınca bir yıl işsiz kaldım. Birçok reklam filminde, televizyon dizisinde rol aldım ve dublaj sanatçılığı yaptım. Son olarak Tramvay adlı sinema ve Jadigar adlı televizyon filmlerinde oynadım. Tıpkı Sen Tıpkı Ben oyunuyla Yeditepe Oyuncuları'na katıldım."

 

 11 yaşında Enis Fosforoğlu, Suna Keskin ile tanıştınız. Daha sonra Haldun Dormen ve şimdi de Hadi Çaman ve Halit Akçatepe gibi ustalarla oynuyorsunuz. Ustalarla çalışmanın fayda ve zorlukları?

Onlarla kendimi sahnede değil de; okulda sanıyorum. Her oyun başlı başına bir okul. Benim çocukluğumda seyrettiğim ve daha sonra o ustalarla aynı sahneyi paylaşmak müthiş bir duygu...
 
Ustalarla aynı sahneyi paylaşmak sizi ürkütmedi mi?

 Hayır, hiç te öyle düşünmedim. Acaba kendime fazla mı güveniyordum. Her zaman daha iyi oynamayı, daha iyi yapmayı istedim. Benim onlarla bir yarışım olmadı. Ben onların yanında Ayça Bingöl olarak var olmaya çaba gösteriyorum. Rekabet ve kıskançlık gençler arasında oluyor genellikle.

 

  ADEM DURSUN / MERHABA / BERLİN / Tiyatrom

 

 

1975 İstanbul Moda da doğdu. 1998 yılında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü`nden mezun oldu.1996 yılında Dormen Tiyatrosu`nda profesyonel oyunculuğa başladı.Dormen Tiyatrosu`nun kapanışına kadar "Oyun Karıştı", "Kare As", "Olacak Şey Değil", "Zafer Madalyası", Yukarıda Biri mi Var" ve "Bugün Git Yarın Gel" adlı oyunlarda rol aldı.1998-2000 yılları arasında da konuk oyuncu olarak Tiyatro Fora`da "Klakson, Borazan ve Bırtlar" adlı oyunda oynadı.Birçok reklam filminde, televizyon dizisinde rol aldı ve dublaj sanatçılığı yaptı. Yüzüklerin efendisinde ki Arwen Dublajıyla oldukça beğeni topladı.Tıpkı Sen Tıpkı Ben oyunuyla Yeditepe Oyuncuları`na katıldı.

 

Filmografi:

Tramvay (2006))
 "Yadigar" (2004)

 

                        Tramvay 2006

 

 

TİYATRO DURU "BANA BİR PİCASSO GEREK''

 

Yöneten: Arif AKKAYA

Çeviren: Şükran YÜCEL

Yardımcı Yönetmenler: Can ERTUĞRUL, Burcu FIRAT

Asistan: Kubilay ÇAMLIDAĞ

Dekor&Kostüm Tasarımı: Zuhal SOY

Işık Tasarımı: Arif AKKAYA, Mahmut ÖZDEMİR

Oyuncular: Sezai ALTEKİN, Ayça BİNGÖL

 

 

İŞGAL ALTINDAKİ ÜLKE

Sanat, insani temalarda evrenseli konu edinir. Zamansal olarak sınırsızdır, sonsuzdur özgürdür. Politika ise daha geçici, dönemsel olanla ilgilenir, kuralları olan sistemler geliştirir. İşte bu yüzden yüzyıllardır sanat ve politika bir yandan zorunlu bir birliktelik yaşarken diğer yandan hep çatışır.Sanatçı, politik iktidarların “sanatı baş tacı” ettikleri söyleminin aksine hep engellemelerle karşılaşır, köşeye kıstırılmaya çalışılır. Oysa dünyada yaşamları sefalet, hastalık, savaş ve şiddetle kısıtlanan bir yığın insan, durumun farkında olan ve sanatlarını toplumu dönüştürmeye yardımcı olmak için kullanan sanatçılara gereksinim duyar. Bunun sonucu olarak da sanat, egemen güçlerin tüm baskılarına rağmen, yaşamla sımsıkı ilişkisinin getirdiği kendine özgü anlatımıyla bir çıkış yolu bulmayı başarır. Tıpkı oyuna konu olan ünlü ressam Picasso gibi. O, sanatı yüzünden işgal altındaki bir ülkede, işgalcilerin temsilcisi Bayan Fischer tarafından bir çeşit sorguya çekilirken bile, uygulaması gereken kurallarla insani duygular arasında sıkışıp kalan bu genç kadından çok daha özgürdür.“Bana Bir Picasso Gerek” 1941’de, Fransa’da geçiyor. Zaman farklı, ülke farklı ama konu çok tanıdık ve ne yazık ki; bir galeride sergilenen ünlü bir ressamın Nü tablosunun bir bakanın gelişiyle üstünün kapatıldığı, heykellerin kırıldığı, tiyatro binalarının yıkılarak yerine ticaret merkezi yapılma projelerinin planlandığı ülkemiz için de hala geçerli…

Arif Akkaya

 

 


Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

3 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: isimsiz | Tarih: 2008-10-24 01:32:11
    Konu: bana bir picasso gerek
    ayça bingöl harikasın seni herkes görmeli tanımalı büyük oyuncusun

    Bağlantı »

  2. Yazan: ERHAN | Tarih: 2008-02-17 23:03:06
    Konu: AYÇA BİNGÖL
    gerçekten çok iyi bir oyuncu ve sesi bi harika.kendisini tiyatroda izlemek ve tanışma fırsatını bulmak ayrı bir gurur veriyor

    Bağlantı »

  3. Yazan: erhan | Tarih: 2007-07-05 04:30:04
    Konu: arwen
    arwenin elfçe konuşmalarını bire bir yapamasada gerçekten harikaydı,zaten yeteneğinin yanı sıra sesinin güzelliği bile kusurları örtmeye yeter

    Bağlantı »

Add to Technorati Favorites
eXTReMe Tracker
Blogcu ile yapıldı
Web Site Hit Counters
Price Line